İnkalar’a Ait Bazı Temel Bilgiler


Bu yazımda, Peru, Arjantin ve Şili gibi Güney Amerika ülkelerinde hüküm sürmüş olan İnkalar’ı ele alacağım. İnkalar’a dair okuduğum kitaplardan oluşturduğum notları sunacağım.

İnkalar da Mayalar gibi sanatsal gelişmeye önem veriyordu. Halk devlet için çalışırdı. At kullanımı yoktur. Ayrıca tanrılara insan kurban etme geleneği vardı. İnka sözcüğü “güneşin çocuğu olan “İntip Churin”den gelmektedir. İnka kelimesinin anlamı bazı kaynaklarda “Bey” olarak verilmiştir. Yani aynı zamanda kralın kendisidir. Kayıp Mu İmparatorluğu’nun devamı olduğuna inanılıyordu İnkalar’ın. Çünkü Mu İmparatorluğu da bir güneş imparatorluğuydu. İnkalar 13.yy.da And Dağları’nın yüksek kesimlerinde doğmuştur. Güneşin oğullarından Manco Capac ile onun kardeşi ve eşi Mama Ocllo denizden 3400 metre yükseklikteki Cuzco şehrini kurmuştur. Bu şehrin kelime anlamı Türkçede göbektir. Manco ve Mama İnkalar’ın düzenli bir devlet gücü oluşturmasından sonra gökyüzüne geri dönmüştür. İnkalar’ın kuruluşlarına dair inancı bu şekildedir ama devletin kuruluşuna dair birçok farklı inanış mevcuttur. Manco ve Mama’nın 6 kardeşi daha vardır. Bu 8 kardeş, Tambotoco Dağı’ndan çıkmıştır. Anne ve baba bilgisi yoktur. Ancak Ticci Uiracocha tarafından yaratıldıkları düşünülmektedir. Diğer kardeşlerin adları ise şöyledir: Ayar Auca, Ayar Cache, Ayar Achu erkek kardeşlerdir. Kızların isimleri ise şöyledir: Mama Ocllo, Mama Uaco, Mama Ipacura ve Mama Raua’dır. İnkalar’a göre üç dünya evresi vardır. Yukarı Dünya’nın adı “Hanan Pacha”dır. Yeryüzü ise “Kay Pacho”dur. Aşağı Dünya ise “Ukhu Pacha”dır.

İnkalar’ın kurucu kabilesinin gerçek hayattaki ismi Chimu’dur. Bu kabile Kıtanın kuzeyine doğru yönelir ve burada İnkalar’ı yüceltir. Güneye giden bir kabile olduğunu da söyleyebiliriz. Ancak kuzeydeki devlet daha çok gelişmiştir. 13.yy.ın sonunda bölgeye yayılmışlardır. 1532-1536 arasında İnkalar İspanyollar’ın kırımına uğramıştır. Wayna Kapaq’ın çocukları olan Ataw Wallpa ve Waskarr kardeşler devleti iç savaşa sürüklemiştir. 1532’de Ataw Wallpa 180 kadar İspanyol askerine yenilmiştir. Ataw, bu atlı İspanyol askerleri küçümsemiştir. İspanyollar bu arada Waskarr ile anlaşmışlardır. Ataw Wallpa esir edilmiştir. İspanyol işgalci Francisco Pizzaro’dur. Çok akıllı bir politika izleyerek Waskarr’ı kardeşi Ataw’a karşı kullanmıştır. Daha sonrasında ise 4 senede İspanyollar İnkalar’ı tarih sahnesinden silmiştir.

Bölgeye gelen Hıristiyan papazlar “Şeytanın tasvirleri” olarak gördükleri İnka inanç sistemine ait her şeyi yakmaya ve yok etmeye özen göstermişlerdir. İnkalar’ın inanışlarına dair bilgilere göz atacak olursak şunları söyleyebiliriz. Tüm halk, tanrı güneş “İnti”nin soyundan geliyordu. Ay, yıldız, tabiatın doğal simgeleri olan dağ, akarsuları ve yanardağlar gibi önemli unsurlara tapıyorlardı. Onların ruhu olduğuna inanılıyor ve adaklar adanıyordu. İnkalar doğum, ölüm gibi bilgileri yazıyorlardı. Tohum ekme ve hasat dönemleri ayın hareketlerine göre belirleniyordu. İnkalar’ın inancına göre insanlar dünyaya gelmeden önce her şey insan yaşamı için hazırdı. Onların inancına göre, yaradılıştan hemen sonra iki insan vardı. Birincisi Sogamosa ve ikincisi Tunja. İnkalar bu iki insan-tanrıdan türemiş olduklarına inanıyorlardı. Sogamosa, insan-tanrıyken aya dönüştü. Geceyi aydınlattı. Tunja ise güneşe dönüştü ve gündüze ışık verdi.

Toplumda güneş tanrısı için rahipler oldukça önemliydi. Onlara halk belli oranda vergi veriyordu. Bu rahipler üstün güçlerini koruyabilmek için tuz, et ve biber yemiyorlardı. Cinsel ilişkiye girmekten kaçınıyorlardı. En yaygın gelenek toprakların verimliliği için yapılan mısır birasını tarlalara serpilmesiydi. Bunun adı “challa” idi. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki İnkalar’ın sebze ve meyve stokları her zaman iyi seviyedeydi. Ayrıca ekinlere gübre sağlayan “Guano” kuşu yetiştirilmekteydi. Rahiplerin en önemli görevi ise yapılacak olan kurban törenleriydi. İnkalar da insan kurban etme geleneği vardı ancak daha sonra bu gelenekten vazgeçildi ve lama hayvanı kurban olarak tanrılara sunulmaya başladı. İnkalar, ölümden sonraki hayata inanmaktaydı. Bunun için eğer değerli ve soylu bir aile bireyi ise ailesiyle birlikte gömülüyordu. Bu sayede öbür dünyada hayatlarına devam edebileceklerdi. Ancak insanların genel olarak sadece toprağa gömüldüğünü söyleyebiliriz. Ölen kişinin cesedi yakılmazdı. Çünkü eğer bir beden yakılırsa öbür dünyada yeri olamayacaktı. İnkalar’ın inanışı bu şekildeydi. Yakılma sadece bireyin suç işlemesinde uygulanırdı. Böylece yakılan beden cezalandırılır ve bireyin öbür dünyaya ulaşması engellenirdi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.