Etiketler

, , ,


Bu yazıda, Marx ile birlikte sosyoloji alanında öncü olmuş Max Weber ve Emile Durkheim’e ait bazı çıkarımları kısa notlar halinde belirteceğim.  

Emile Durkheim (1858-1917), “Suicide”(İntihar) adlı eserinde hayatını sonlandırmak isteyen bir kişinin iradesinin sosyoloji alanının değerlendirmesinin dışında kaldığını savunur. Kasıtlılığı bilemeyeceğimizi iddaa etmektedir. Niyet, samimi bir kavram olduğu için sosyolojinin dışında kalır. Durkheim, bireyden önce toplumu ön plana koyarken Max Weber (1864-1920), önceliğini bireye vermektedir. Bireyin ve birey davranışlarının toplumsal olayları şekillendirdiğini söyler. Durkheim, pozitivist natüralist olduğu için insan doğasını özgür bırakmaz ve bilimin dışında tutar. Weber ise tarihselcidir. O’na göre, değer sisteminin ve normatif düzenin insan davranışlarında rol oynadığını belirtmektedir.  

Böylece bilimin konusu olmalıdırlar. Weber’in bilimsel araştırma yöntemi Durkheim’e göre farklılık göstermektedir. Weber sosyal gerçekçi olarak bireyselliği de ön planda tutarak karşılaştırmalı tarihsel bir araştırma yöntemi kullanır (Devletlerin, toplumların karşılaştırılması gibi). Durkheim ise bireysellikten önce toplumu bir bütün olarak ele almaktadır. Sosyoloji ampirik bilime ve bilimsel araştırma yöntemine dönüşmektedir. Weber’in ve Durkheim’in yaşadığı dönemde, Almanya’da Marksizm yoğunlaşmışken Fransa’da böyle değildi.  

Max Weber, Kapitalizm’in kökeni ve karakterine karşı bir endişeye hakimdir. Bu konudaki görüşleri “Protestan Ahlakı” ve “Kapitalizm Ruhu”nda görülebilmektedir. Weber’e göre kapitalizm, piyasa ilişkilerini birleştiren kazançlı girişimler sistemidir. Weber’e göre, Protestanlığın 15.-16. Yy.da doğmasıyla birlikte kapitalizmin baş aktörü protestan ahlakı olmuştur. Weber, bu tür bir kapitalizmi araştırmak ve açıklamak için tarihsel karşılaştırmalı yöntemi kullanmaktadır. Farklı toplumları karşılaştırır. Ekonomik, sosyal, politik, kültürel gibi temel değişkenleri devre dışı bırakmaya çalışır ve aslında toplumların “satın almalarını” ve beklentilerini eşitlemeye çalışır. Ama bu eşitleme “tek tip insan” değildir. Herkesin bir olduğu dünya değildir. Pazarı kontrol edebilmek için insanların isteklerini ve satın almalarını tamamen bilme amaçlanmaktadır. Bu bağlamda bireysellik oldukça önemlidir Weber için. Weber’e göre, devlet, aile ya da toplum onlara anlam veren insan ve insanın toplumsal ilişkileri olmadan varlıklarını sürdüremez. İnsan ve insanın toplumsal ilişkilerini anlamak için rasyonel eylem, geleneksel eylem, duygusal eylem ve değerlere göre eylem incelenmelidir. Bu inceleme sonucunda “ideal bir tip” için metod oluşturulabilir. Örneğin, bir politik davranışı anlamak için önce o eylemin gelişme evrelerini yani tarihini bilmek gerekir. Kahramanların tüm koşulları ve tüm niyetleri bilinirse rasyonalce araştırma araçlarının seçimine de karar verilir. Bu araçların seçimiyle birlikte sonuç olarak oluşturulan “ideal tip” gerçek eylemlerin analiz edilmesine olanak tanır.  

Roberto von Sprecher’in dediği gibi eğer Karl Marx’ın düşüncelerine hakim olunmazsa Weber de Durkheim de anlaşılamaz. Bu üç isim de klasik sosyolojinin tacıdır. Günümüzde artık, kapitalizm için protestan ahlakına gerek kalmadığını söylüyor Sprecher ve ekliyor: Mekanik temeller bu ahlakın yerini her geçen gün daha da almaktadır. 

 

Önerilen Okumalar 

Roberto von Sprecher, La Sociologia Comprensiva de Max Weber. 

Max Weber, Economia y Sociedad, Mexico, 1964.