Ayastefanos Ve Berlin Anlaşması Çerçevesinde Bulgar Sorununu Anlamak


GİRİŞ

19. Yüzyıl Osmanlı Devleti açısından birçok değişimin yaşandığı bir yüzyıl olmuştur. Bu yüzyılda birçok savaş başta olmak üzere birçok ekonomik ve siyasi sorun baş göstermiştir. Aynı zamanda ordu açısından da kapsamlı değişiklikler görülmüştür. Yeniçeri ocağının yıkılmasına ve yerine yeni tip modern ordu formlarına şahitlik edebiliyoruz. Ayrıca kullanılan silah ve teçhizat konusunda da daha kapsamlı ve sonuca direkt etki eden savaş araç ve gereçlerinin öldürme gücünü arttırdığını söyleyebiliriz. Ve son olarak bu yüzyılda ordu komuta etme ve eğitimli personel yetiştirme konusunda devrim yaşanmıştır. Matbaanın gelişimi ile birlikte bilginin dolaşımı artmıştır. Özellikle askeri bilginin daha hızlı yayıldığını söyleyebiliriz. 

19.yüzyılda, Osmanlı Devleti yönetimi altındaki birçok halkın müstakil bir devlet olmasına razı olmuştur. Özellikle 1855 Kırım Savaşı’nın sonrasında birçok halk Osmanlılar’ın üzerine gitmeye devam etmiştir. Yapılan ıslahat çalışmaları, modernleşme hareketleri ve ekonomik refaha ermek için atılan adımlar her zaman ordunun gücüyle doğru orantılıdır. 19. Yüzyılın üçüncü çeyreğinde Osmanlı ordusundaki modernleşme etkileri görülmeye biraz olsun başlanmıştı ancak Avrupa devletlerinin yaklaşık olarak yüz yıl gerisindeydi. Özellikle konumuz özelinde kalacak olursak Balkanlar’da sürekli çarpışma durumu vardı. Bunun başlıca sebebi Rusya’nın güttüğü Panslavizm politikasıydı.

Bu çalışmada, öncelikle 93 Harbi’ne giden süreç ele alınacaktır. Bu minvalde, Bulgar ayaklanması, Sırplar ile yaşanan çarpışmalardan söz edilecektir. Sonrasında kısaca 93 Harbi’nden bahsedilecektir. İkinci bölümdeyse Ayastefanos ve Berlin Anlaşmaları’na göre Bulgaristan’ın durumu işlenecektir. Sonuç bölümünde ise, Berlin Anlaşması sonrasındaki döneme kısaca değinilecektir. Çalışmanın amacı, 19.yüzyılın söz sahibi devletlerinin siyasi manevralarla kendi çıkarlarını gözeterek ve Bulgarları da kullanarak Osmanlı Devleti’nin iç işlerine nasıl karıştığını incelemektir. 

  1. BÖLÜM: BULGAR AYAKLANMASI, SIRBİSTAN İLE SAVAŞ VE 93 HARBİ

Ignatiyev, 1867’de Rusya adına İstanbul Büyükelçisi oldu. Bu tarihten sonra Bulgar ayrılıkçı ve terör faaliyetlerinin sayısı artmıştır. Öyle ki, Rusya Büyükelçiliği, Balkanlar’daki komita ve ayaklanma hareketlerinin kumanda merkezi haline gelmiştir.[1] Ayrıca, Fahri Yetim’in de belirttiği gibi özellikle 1876 Bulgar İsyanı ciddi sorun yaratmıştır.[2] Birçok masum insanın ölümüne neden olmuştur. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan (93 Harbi) bir yıl önce Osmanlı Devleti, Sırbistan ile savaşma  zorunda kalmıştı. Rusya’nın, saldırmak için doğru zamanı bekliyor olduğunu söyleyebiliriz. 1877 yılında istenilen fırsat gelmişti. Rusya, Osmanlı Devleti’ne 24 Nisan’da savaş açtı[3] . Çünkü Osmanlı Devleti, ağır şartları olan Londra Protokolü’nü reddetmişti. Rusya ile Tuna ve Kafkas Cephesi’nde çarpışıldı. Osmanlılar savunma savaşı yaptı. Rusya yaklaşık bir yılın sonunda Yeşilköy’e kadar girebilme ihtimali buldu. Rusya, savaş boyunca Romanya’dan, Bulgaristan’dan ve Sırbistan’dan yardım aldı.

93 Harbi süresince Rusya, Bulgar komitalarının yardımıyla birlikte bölge nüfusunu kendi lehine çevirebilmek için Türk nüfusunun yoğun olarak yaşadığı noktalarda katliama varan faaliyetlere girişmiştir. Bulgar- Hıristiyan çoğunluğu oluşturmaya hevesli Bulgar çetelerinin yardımıyla Rus orduları, savaş sırasında -İngiliz Konsolosluğu raporlarının da söylediği gibi üçyüz bin müslümanı öldürmüştür ve 1 milyonunu da sürgüne zorlamıştır. [4]

  • BÖLÜM: AYASTEFANOS VE BERLİN ANLAŞMALARINA GÖRE BULGARİSTAN’IN DURUMU

93 Harbi sonucunda Ayastefanos Anlaşması’na göre Bulgarlar, vergi ile mükellef olacak bir devlete sahip olma imkanı yakalayacaktı. Yerli askerleri olabilecekti. Mahalli Hıristiyan bir hükümet yönetecekti. Osmanlı askerleri Bulgaristan’dan çıkacaktı. Bulgaristan sınırı oluşturulurken Bulgar nüfusunun yoğun olduğu yerler dikkate alınacaktı. Vahit Cemil Urhan’ın belirttiğine göre, Rusya İle Avrupa devletleri Bulgaristan Prensliği’nin kurulmasına yönelik görüşmeler yapmaktaydı. İdari reformun gerekli olduğunu düşünmekteydiler. [5]

Ayastefanos Anlaşması ile birlikte Bulgaristan tamamen bir devlet olması kabul edilmişti. Rusya’nın gözetiminde büyük bir devlet yaratılması planlanmıştı. Bu durum, İngilizleri, Fransızları ve Avusturyalıları rahatsız etmişti. Bu sebeple Berlin’de bir konferans düzenlendi. Bulgaristan Eyaleti’nin durumu ilk olarak görüşülmüştür.[6]

Berlin Anlaşması’nın 64 maddesinden 22’si Bulgarların da içinde olduğu Doğu Rumeli ile ilgiliydi. Berlin Anlaşması ile birlikte Büyük Bulgaristan ikiye bölünmüştür. Avrupalı devletler, Bulgaristan’ı bir ülke olarak kabul etse de Doğu Rumeli, Batı Trakya ve Makedonya Osmanlı’ya iade edilmiştir. [7] Aslına bakıldığında tüm bu kararlar kolay alınmamıştır. Mustafa Öztürk ‘ün belirttiğine göre, Bulgar meselesinde tartışmalar alevlenmişti. Bulgarların topraklarının sınırlarının nasıl olacağı konusunda problemler vardı. Rusya, Bulgar Meselesi’ni dinsel ve siyasi hassasiyet olarak değerlendiriyordu. [8] Bu problemlere bir örnek vermek gerekirse Gülnar Kara’nın da belirttiği gibi Avusturya, Büyük Bulgaristan’ı istemiyordu. Çünkü Avusturya’nın Makedonya üzerindeki planlarının bozulacağından korkuyordu. Bu sebeple Berlin’de Rusya İle anlaşamamıştır. [9]

Berlin Anlaşması’nda Bulgarlar açısından bir diğer önemli konu da ülke yönetiminin nasıl olacağıydı. Anlaşmada, yönetimde Hıristiyan valilerin olacağına karar verilmiştir. Bu valiyi Avrupalı büyük güçler seçecek ve Osmanlılar kabul edecekti. Şayet Bulgarlar sorun çıkarırsa Rusya müdahil olacaktı. Bu konuda bir komisyon kurulacaktır. “Avrupa Komisyonu” 30 Eylül 1878’de çalışmalara başladı. Bir nizamname hazırlamıştır. Bu ilk nizamnameye göre, Doğu Rumeli valiliğine Aleko Paşa tayin edilmiştir.[10]

Bulgarlar açısından bir diğer önemli konu da din ve ibadet özgürlüğü olmuştur. Hukuki ve medeni açıdan din farkı gözetilmeksizin eşitlik, dini gruplara ibadet özgürlüğü, gruplarla ruhani liderler arasında ilişkinin engellenmemesi kabul edilmiştir. [11]

SONUÇ:

Bulgarlar, Berlin Anlaşması ‘ndan sonra daha çok organize olmuşlardır. Fidye ve adam kaçırma gibi yollar deneyerek, Avrupa’dan yardım alarak ve Avrupa’ya propaganda amaçlı ziyaretlerde bulunarak güçlenmişlerdir.[12] Rusya ise Berlin Anlaşması’ndaki başarısızlığını gidermek için Doğu Rumeli’ye Bulgar halkını davet etmiştir. Buradaki yönetimde Bulgar nüfusunun yoğun bir şekilde bulunmasını istemiştir. 1885 yılına kadar Doğu Rumeli ve Bulgaristan’ın birleşimi için her türlü şartlar sağlanmıştır. Battenberg tarafından resmî olarak birleşme kararı 1885’de alındı. Tarihin bir cilvesi olarak bu olaya Rusya tepki göstermiştir. Çünkü Bulgaristan özgürce hareket etmeye başlamıştır.[13] Bu sefer Rusya, Osmanlı Devleti’ne baskı yaparak Berlin Anlaşması’na harfiyen uymasını istemiştir. Avrupalı devletler ise bu yeni durumdan memnuniyetsizlik duymamışlardır. 

Rusya, Ayastefanos Anlaşması ile hedeflerinin bir kısmına ulaşmıştır. İstanbul’du alamamıştı ama Akdeniz’e inme fırsatı yakalamıştı. Çünkü Bulgaristan’ın kurulmasını sağlamıştır. Ancak daha sonra Avrupalı devletler bu durumdan rahatsız olmuşlardır. Berlin’de bir konferans düzenlenmiştir. Rusya bu konferans neticesinde önemli kayıplar yaşasa da hedeflerinden uzaklaşmamıştır. Osmanlı Devleti ise kendi iç sorunlarının nasıl bir büyük probleme dönüştüğüne şahit olmuştur. Osmanlı sınırlarındaki stratejik önem o kadar büyüktü ki devletler arasındaki çıkar çatışması Osmanlı Devleti’nin ömrünü uzatmıştır. 

KAYNAKÇA

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı Zaman Dizini, Askeri Tarih Strateji ve Etüt Daire Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2004.

Aydın, Mahir, Osmanlı Eyaleti’nden Üçüncü Bulgar Çarlığı’na, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 1996.

Fırat, Zişan Ayşe,“Berlin Anlaşması Sonrasında Balkanlar’da Cemaat-i İslamiyelerin Teşekkülleri (1878-1918)”, OTAM, 33. Sayı (Bahar 2013).

Gökdemir, Taner, “Ayastefanos ve Berlin Antlaşmalarının Kafkasya’yı İlgilendiren Maddeleri”, Uluslararası 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nın 140. Yılında Kafkas Göçleri ve Etkileri Sempozyumu Bildirileri Kitabı, 25-26 Kasım 2017, İstanbul.

Kara, Gülnur, “19. Yüzyıl Sonunda Balkan Siyaseti Gölgesinde Rusya’nın Yalnızlaşması”, İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 5. Cilt, 4.Sayı (2016).

Maden, Fahri, “Büyük Güçlerin Berlin Anlaşması’nın Uygulanmasına Yönelik Baskıları”, History Studies, 5. Cilt, 1. Sayı (Ocak 2013).

Öztürk, Mustafa, “Ayastefanos ve Berlin Anlaşmaları Arası Sürecin Çarlık Rusya Açısından Değerlendirilmesi”, Avrasya Uluslararası Araştırmaları Dergisi, 6. Cilt, 15. Sayı (Kasım 2018).

Tan, Hakan, “Bulgar Komita Faaliyetlerine Genel Bir Bakış”, Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dergisi, 1. Sayı (2013).

Uzman, Nasrullah, “Kafkas Göçlerinin Anadolu’nun Demografik Yapısına Etkileri (1877-1878)”, Uluslararası 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nın 140. Yılında Kafkas Göçleri ve Etkileri Sempozyumu Bildirileri Kitabı, 25-26 Kasım 2017, İstanbul.

Urhan, Vahit Cemil, “Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları Sürecinde Karadağ’ın Bağımsızlığını Kazanması”, Avrasya Etüdleri, 50. Sayı ( 2016-2).

Yetim, Fahri, “Osmanlı İmparatorluğu’nun Dağılma Döneminde Balkan Milliyetçiliği ve Büyük Güçler”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 25. Sayı(2011).


[1] Mahir Aydın, Osmanlı Eyaleti’nden Üçüncü Bulgar Çarlığı’na, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 1996, s. 53.

[2] Fahri Yetim, “Osmanlı İmparatorluğu’nun Dağılma Döneminde Balkan Milliyetçiliği ve Büyük Güçler”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 25. Sayı(2011), s. 292; Bu konuda başka bir kaynak için bkz. Taner Gökdemir, “Ayastefanos ve Berlin Antlaşmalarının Kafkasya’yı İlgilendiren Maddeleri”, Uluslararası 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nın 140. Yılında Kafkas Göçleri ve Etkileri Sempozyumu Bildirileri Kitabı, 25-26 Kasım 2017, İstanbul, s. 83. 

[3] 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı Zaman Dizini, Askeri Tarih Strateji ve Etüt Daire Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2004, s.21.

[4] Nasrullah Uzman, “Kafkas Göçlerinin Anadolu’nun Demografik Yapısına Etkileri (1877-1878)”, Uluslararası 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nın 140. Yılında Kafkas Göçleri ve Etkileri Sempozyumu Bildirileri Kitabı, 25-26 Kasım 2017, İstanbul, ss. 95, 100.

[5] Vahit Cemil Urhan, “Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları Sürecinde Karadağ’ın Bağımsızlığını Kazanması”, Avrasya Etüdleri, 50. Sayı ( 2016-2), s. 242. 

[6] Ayşe Zişan Fırat, “Berlin Anlaşması Sonrasında Balkanlar’da Cemaat-i İslamiyelerin Teşekkülleri (1878-1918)”, OTAM, 33. Sayı (Bahar 2013), s. 69.

[7] Fahri Maden, “Büyük Güçlerin Berlin Anlaşması’nın Uygulanmasına Yönelik Baskıları”, History Studies, 5. Cilt, 1. Sayı (Ocak 2013), s. 271. 

[8] Mustafa Öztürk, “Ayastefanos ve Berlin Anlaşmaları Arası Sürecin Çarlık Rusya Açısından Değerlendirilmesi”, Avrasya Uluslararası Araştırmaları Dergisi, 6. Cilt, 15. Sayı (Kasım 2018), s. 683. 

[9] Gülnar Kara, “19. Yüzyıl Sonunda Balkan Siyaseti Gölgesinde Rusya’nın Yalnızlaşması”, İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 5. Cilt, 4.Sayı (2016), s. 686. 

[10] Maden, a.g.m., s. 271. 

[11] Fırat, a.g.m., s. 72. 

[12] Hakan Tan, “Bulgar Komita Faaliyetlerine Genel Bir Bakış”, Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dergisi, 1. Sayı (2013), s. 65. 

[13] Maden, a.g.m., s. 272. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.