Etiketler

, , ,


Von Kress, 1870-1948 arasında yaşamıştır. Türk ordusunda Birinci Dünya Savaşı öncesinde de savaş sürecinde de görev almış bir Alman subayıdır. Bu kısa yazıda von Kress’in Türk ordusuna dair düşüncelerine yer vermek, Enver Paşa, Cemal Paşa gibi Türk rütbelilere bakışını yansıtmak ve son olarak da Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan bazı kilit olayları hatıralarıyla beraber tartışmak amaçlanmıştır.

Von Kress, savaş öncesinde Liman Paşa’nın emri altında Osmanlı ordusunun modernizasyonunda görev aldı. Savaş çıktığında Cemal Paşa’nın 4.ordusunda Suriye-Filistin’de görev yaptı. 1917’de 8.orduda da görev aldı. Kasım 1917’de Gazze ve Birüssebi’deki çarpışmalardan sonra görevine dönemin Yıldırım Orduları komutanı Falkenhayn tarafından son verildi.

Von Kress Türk subaylarını ve erlerini takdir etmektedir: “Türk ordusunun meziyetleri yaradılıştan gelmektedir. Cesur, kanaatkar, gözüpek, dayanıklı, itaatkar, mütevekkil ve sadıktır”.[1] Gazze’den Kanal’a giderken bir erbaşa “Harp nasıl gidiyor” diye sorar ve aldığı cevap şöyledir: “Buna harp denmez çünkü her gün yiyecek veriliyor”. Bu cevap karşısında von Kress, “Ancak böyle kanaatkar bir ordu ile çöl geçilebilir” demiştir[2]. Erbaşın kıyas yaptığı Balkan Savaşı’dır. Çöl geçerken üzüm, hurma, zeytin ve peksimet verilmekteydi. Türk subaylarına bakışını da Ali Fuat (Cebesoy) Paşa üzerinden izleyebiliriz ki Filistin’de beraber görev yaptılar: “Çok hareketli, enerjik ve de yetenekli bir kurmay subay”.[3] İlave olarak Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa’dan da övgüyle bahsetmektedir. Unutulmamalıdır ki burada savaş boyunca çarpışan İsmet (İnönü), Cevat (Çobanlı), Fahrettin (Altay) Paşa, Fevzi (Çakmak) Paşa gibi isimler Kurtuluş Savaşı’nda da görev almışlardır. Bir nevi bu cephe prova gibi görülebilir. Bu açıdan da 1917-1918 Filistin ve Suriye olayları oldukça önemli ve hala üzerinde detaylı çalışmaların olmadığı bir alandır.

Von Kress, “Kanal Harekatları, Britanya’nın Çanakkale Savaşları’nın baş sebebidir” demektedir[4]. Kanal’da ciddi bir darbe vurulamadı fakat Britanya şayet Süveyş’in hakimiyetini kaybetse idi ciddi seviyede etkilenirdi. Asker nakliyesi, malzeme nakliyesi için Süveyş’te kurulan egemenlik bugün bile önemini korumaktadır. Britanya Türkler’in Kanalı zorlamasından rahatsız olmuş ve direkt olarak Osmanlı başkentine yönelmeyi tercih etmiştir. Von Kress, Britanya’nın Gazze saldırılarında (Mart-Nisan 1917) da gösterdiği başarılarla ün yapmıştır. 1917 yılı hem Türkler hem de İngilizler cihetinden mühim bir yıldır. Özellikle de Filistin-Suriye için. Bu yıl Britanya’da Allenby Filistin’de ordunun başına geçmiştir. Türkler’de de Almanlar’ın genelkurmay eski başkanı Falkenhayn cephede ipleri eline almıştır. Von Kress bu durum için cepheyi bilmeyen birçok Alman subayıyla beraber Falkenhayn’ın geldiğini söyler. Ayrıca Cemal Paşa’nın Falkenhayn ile anlaşamadığını aktarır. Bu durum savaş başlamadan önceki Cemal Paşa’nın Alman karşıtı duruşuyla bağlantılıdır. Cemal Paşa, savaşa Almanlar’ın yanında girmenin doğru olmadığını açıkça belirtmiştir. Enver Paşa’ya bu konuda oldukça muhaliftir ve bu yüzden de gözden ırak olması dolayısıyla Filistin-Suriye’de göreve gönderilmiştir. Alman lider Falkenhayn’ın Yıldırım Orduları komutanı olarak göreve gelmesinin ardından Cemal Paşa adeta ikmallerden sorumlu bir rütbeli konumuna düşürülmüştür. Von Kress bu durumu ciddi olarak eleştirir. Kendisinin de bazı durumlarda anlaşamadığı Cemal Paşa’nın otoritesinin bozulmasını istememektedir. Kress, Cemal Paşa’nın her şartta sağladığı güçlü yönetimle etkili olduğunu söylemektedir[5]. Savaş devam ederken siyasetin ne kadar ordu içerisinde ayrıştırıcı olduğuna da von Kress’in hatıraları dolayısıyla bir kez daha şahit oluyoruz.

 Enver Paşa’ya dair von Kress’in düşüncelerine gelirsek: “Biz Almanlar olarak Enver Paşa’nın ittifak için sarsılmaz sadakatine ve bundan dolayı kaldığı muhalefet ile savaştaki enerjisine sonsuz şükranlarımızı sunmalıyız. Kendi isteğiyle Alman genelkurmayının emri altına girmeyi kabul etmiştir. O, Dünya Savaşı’nın Türk cephelerinde değil Fransa’daki savaş meydanlarında kazanılacağını takdir etmektedir. Türk subaylarının ana muhalefeti bundan gelmektedir.”[6] Von Kress, Rusya’nın da özellikle 1917’den sonra Doğu Anadolu’daki birliklerini çekerken ya da dağıtırken Enver Paşa gibi düşündüğünü söyler yani savaşın Avrupa’daki çarpışmalarda neticeleneceği düşüncesinin hakim geldiğini dile getirmektedir[7]. Yine bu doğrultuda 1917’de Allenby cepheye intikal ettiğinde Enver Paşa, Filistin’e saldırırlarsa da birçok İngiliz’in burada meşgul olacağını söyler[8]. Böylece Avrupa’daki çarpışmalarda Almanlar’a kolaylık sağlayabileceğini ummaktadır. Von Kress de dahil birçok Alman subay özellikle de cephelerde Türkler ile omuz omuza çarpışanlar yönetim kısmının kendi ordusuna ve subayına bu denli güvensizliğine anlam verememektedir.

[1] Kress von Kressenstein, Son Haçlı Seferi: Kuma Gömülen İmparatorluk, Çev. Tahir Balaban, İstanbul: Yeditepe Yayınları, 2007, s.37.

[2] Kress von Kressenstein, a.g.e., s.98.

[3] Kress von Kressenstein, a.g.e., s.30.

[4] Kress von Kressenstein, a.g.e., s.114.

[5] Kress von Kressenstein, a.g.e., s.313.

[6] Kress von Kressenstein, a.g.e., s.13.

[7] Kress von Kressenstein, a.g.e., s.19.

[8] Kress von Kressenstein, a.g.e., s.307.