Etiketler

,


Özet

Türk düşün tarihinde Hilmi Ziya Ülken, çok önemli bir yer teşkil etmektedir. Kendi çizdiği yolda ilerlemeyi ömrü boyunca bilmiştir. Türkiye’deki asıl sorunun Türk hümanizmasının gerçekleştirilememiş olduğuna vurgu yapmıştır. Yaşadığı dönemdeki siyasal ve sosyal olaylardan etkilenmiş fakat bilim insanı duruşunu hiçbir zaman bozmamıştır. Bu çalışmada Ülken’in bilime katkılarına değinilmiştir. Ayrıca siyasal ve sosyal olaylardan nasıl kendisini dışarıda tutmuş bunun üzerinde durulmuştur.

Giriş

İnsan merkezli düşünce felsefesinin 20.yy.daki en mühim temsilcilerinden Hilmi Ziya Ülken 1901 yılında İstanbul’da doğar. Bugünkü Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni 1921’de bitirir. Aynı yıl Darülfünun’da (İstanbul Üniversitesi) asistan olur. Yine burada felsefe tarihi ve sosyoloji eğitimi alır. 1933’e kadar İstanbul’da kalır. 1935’de doçent olarak bugünkü İstanbul Üniversitesi’nde göreve başlar. 1949’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne geçer ve 1973’de buradan emekli olur. 1974 yılında hayata veda eder. Hilmi Ziya Ülken, 1927’de Felsefe ve İçtimaiyat Mecmuasını çıkarır. Şevket Aziz Kansu da destek olur. 1931’e kadar burada yazar. 1931 yılında Türk Felsefe Cemiyeti kurulur. Bu cemiyetin yayın organı Felsefe Yıllığı idi. 1938-1943 yılları arasında da dönemini oldukça etkileyen İnsan dergisi çıkarılır. Hilmi Ziya, Ankara Üniversitesi’nin İlahiyat Fakültesi’nin kuruluşunda bulunur[1].

Bu çalışmada Ülken’in felsefe alanında katkılarına ve sosyoloji hatta tarih alanında düşüncelerine yer verilecektir. Ülken, Türkiye’nin siyasi gelişimini izleyen ama hiçbir şekilde entegre olup eğilip bükülmeyen ve adeta bilim insanı nasıl olur onun cevabını veren önemli bir değerdir. Yine Ülken’in Türk hümanizmasının oluşturulması için çabaları ele alınacaktır. Sonuç bölümünde de genel bir değerlendirme yapılıp 1948’deki Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin tasfiyesine yer verilecektir. 20.yy.da 3 çeyrekte birçok olaya şahit olurken kendi yaşadığı dönemlerde çoğu çevrelerce anlaşılmasa da çağına sığmayan düşüncelere sahiptir.

I.Ülken’in Katkıları

Hilmi Ziya Ülken kadar sistemli düşünen ve yazıya dökebilen yok gibidir[2]. Döneminde olan sosyal ve siyasal çalkalanmalardan etkilenir. Atatürk döneminden sonra iyice şiddetlenen süreksizliğin Türk akademi dünyasında yarattıklarına şahit olur fakat asla 1930’lardan itibaren kimsenin ya da hiçbir partinin topacı ya da hacıyatmazı olmamıştır[3].

Ülken’in kronolojik olarak felsefe ve dünya tarihine hakimiyeti oldukça iyi düzeydedir. Özellikle Şeytan’la Konuşmalar’da bunu görebiliriz[4]. Cahit Tanyol’un dediği gibi 1960’lardan önce de insanların somutlaşan tarih ilgisini ondan ayrı değerlendiremeyiz. Ayrıca sosyolojiyi ve sosyolojik kavramları yine tarihsel sürece koyan Ülken’dir[5]. Ülken’e göre tarih diğer ilimlerin katkısı ile ilerlemek zorundadır. Bunun da sebebi geçmişe ait olması ve tekrar edilemeyecek düzeyde kalmasıdır[6]. İlave olarak dil, ait olduğu kültürün kendisidir[7]. Bu bağlamda değerlendirip dilde sadeleşmeyi destekler ve Almanya’nın Kant ile yaptığı gibi bir Türk düşünce dili yaratmayı amaçlamaktadır. 1941’de bu doğrultuda felsefe terimlerini sadeleştirme yoluna gider[8]. Yine bu düşünce çerçevesinde nesiller arasında farkları yok etmek için Sosyoloji Sözlüğü’nü yazar[9].

Hilmi Ziya Ülken’in kendine has en önemli yaptıklarından biri de Doğu ile Batı arasında köprü olabilmek için yaptığı çeviri faaliyetleridir. Ülken’e göre Türk hümanizmasının oluşmasını ve Türk çağdaşlaşmasının başarılı olmasını bu köprünün kurulmasına bağlamaktadır. Uygarlıkların inşası tıpkı ev yapmak gibidir. Üst üste ilerlerler[10]. Cahit Tanyol onun için “Bizde şimdiye kadar, kendisinden önceki yerli düşünceleri değerlendiren, meselelere ve meselelerimize derinliğine bakmasını bilen ve her düşüncenin uç noktalariyle temasa gelen ve bir takım yeni teklifler düşünen tek adam, diyebiliriz ki, Hilmi Ziya Ülken olmuştur.[11]” Ülken ayrıca Türk düşünce tarihinde özgün büyük bir feylesof olmadığını söyler[12] ve yine özgün eserlerin de mevcudunun yeterli olmadığını dile getirir[13]. Ülken, İslam felsefesinin 14.yy.dan sonra çöküşe geçtiğini ifade eder. Yeni hiçbir şey üretilmediğinden söz eder. Bunun ancak kırılması 20.yy.da olur. Ülken, yüzyıllardır metafiziğin etkisi altında olan felsefeyi kurtaran insandır. Batı felsefesinde temel olarak özellikle 18.yy.dan sonra hakim olan şeyin şahsiyet olduğunu söyler. Medenileşmek “tam adam” ya da “tam insan” olmaktır. 1938- 1943 arasındaki İnsan dergisi’nin adı bu sebeple konulmuştur ve tabii ki tesadüf değildir[14].

Sonuç

Genel itibariyle Ülken’in düşüncelerini ve Türk düşün tarihindeki tartışılmaz yerine değinmeye çalıştım. Burada da DTCF tasfiyeleriyle siyasete rağmen verdiği eserlerinin öneminden bahsedeceğim. Ülken, Türkiye’deki sorunun çözümünü Batılılaşmada görür[15] ve bu bağlamda katı bir laiktir[16]. 20.yy.ın ilk 3 çeyreği onu şekillendirir[17] ve daha çok insan temelli bakmasına yol açar. Ülken, uygar bir toplum için birçok kitap yazmış ve bunun yanı sıra birçok öğrenci yetiştirmiştir. Döneminde var olan birçok akademisyeni etkilemeyi başarmıştır. Onlara örnek olmuştur. Sıradışı bir şekilde bunu siyasi gidişattan etkilenmeyerek başarır.

DTCF Tasfiyesine giden sürece gelirsek, Ülken 1943’e kadar sosyalistti. İnsan dergisi bu çerçevededir. Bu tarihte kayınbiraderinin tutuklanması onu Marksist eğilimden vazgeçirir[18]. 1948’de ondan da etkilenen DTCF hocaları haksızlığa uğrayarak ve iftira atılarak düzen bozdukları düşünülerek tasfiye edilir. Behice Boran’ı bu kapsamda sayabiliriz[19]. Bu olaylar sırasında açıkça sosyalist olduğunu belirtmesine rağmen Ülken’e herhangi bir yaptırım uygulanmaz. Bunun nedenlerinden ilki bilinen siyasi içerikli konulara asla girmemiş olması ve değindiği şeylerin genel itibariyle soyut düzeyde olmasıdır[20]. Bu tarihten sonra özellikle 1950- 1960 arasında Demokrat Partinin baskıcı yönetiminden dolayı birçok akademisyen özgür bir ortam bulamazken Ülken bulabilir. Bunun nedeniyse siyasal iktidara uzak olması ve siyasetin belirlediği entelektüel çevreye mesafeli durmasıdır[21].

KAYNAKÇA

Kayalı, Kurtuluş, Türk Düşünce Dünyasında Yol İzleri, 5. Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul, 2016.

Kayalı, Kurtuluş, Türk Kültür Dünyasından Portreler, 3. Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul, 2014.

Ülken, Hilmi Ziya, Felsefeye Giriş-2, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2008.

Ülken, Hilmi Ziya, Şeytan’la Konuşmalar, 2. Baskı, Ülken Yayınları, İstanbul, 2013.

Ülken, Hilmi Ziya, Sosyoloji Sözlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1969.

Ülken, Hilmi Ziya, Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, 2. Baskı, Ülken Yayınları, 1979.

Ülken, Hilmi Ziya, Türk Tefekkür Tarihi, 3. Baskı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2007.

Vural, Mehmet , “Hilmi Ziya Ülken ve Felsefe Çalışmalarına Katkıları”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, 9.Cilt, 17.Sayı (2011).

[1] Mehmet Vural, “Hilmi Ziya Ülken ve Felsefe Çalışmalarına Katkıları”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, 9.Cilt, 17.Sayı (2011), s.522.

[2] Kurtuluş Kayalı, Türk Düşünce Dünyasında Yol İzleri, 5. Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul, 2016, s.176.

[3] Kurtuluş Kayalı, a.g.e., s.176.

[4] Hilmi Ziya Ülken, Şeytan’la Konuşmalar, 2. Baskı, Ülken Yayınları, İstanbul, 2013.

[5] Kurtuluş Kayalı, Türk Kültür Dünyasından Portreler, 3. Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul, 2014, s.60.

[6] Hilmi Ziya Ülken, Felsefeye Giriş-2, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2008, s.57.

[7] Mehmet Vural, a.g.e., s.525.

[8] Mehmet Vural, a.g.e., s.527.

[9] Hilmi Ziya Ülken, Sosyoloji Sözlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1969, s.4.

[10] Mehmet Vural, a.g.e., s. 525.

[11] Kurtuluş Kayalı, Türk Kültür Dünyasından Portreler, a.g.e., s.57.

[12] Hilmi Ziya Ülken, Türk Tefekkür Tarihi, 3. Baskı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2007, s.9.

[13] Hilmi Ziya Ülken, Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, 2. Baskı, Ülken Yayınları, 1979, s.4.

[14] Kurtuluş Kayalı, Türk Düşünce Dünyasında Yol İzleri, a.g.e., s.177.

[15] Mehmet Vural, a.g.e., s.534.

[16] Kurtuluş Kayalı, Türk Düşünce Dünyasında Yol İzleri, a.g.e., s.186.

[17] Kurtuluş Kayalı, Türk Kültür Dünyasından Portreler, a.g.e., s.47.

[18] Kurtuluş Kayalı, Türk Kültür Dünyasından Portreler, a.g.e., s.51-52.

[19] Kurtuluş Kayalı, Türk Düşünce Dünyasında Yol İzleri, a.g.e., s.190.

[20] Kurtuluş Kayalı, Türk Düşünce Dünyasında Yol İzleri, a.g.e., s.185.

[21] Kurtuluş Kayalı, Türk Kültür Dünyasından Portreler, a.g.e., s.58.