Etiketler

,


Avrupa’da top teknolojisinin gelişmesinde Moğollar’ın Avrupa’ya yönelmelerinin etkisi vardır. 13.yy.ın ortasında Cengiz’in sadık dostu ve  Moğol ordusunun nizamını ve devrimini sağlayan Subutay ya da Sübedey Avrupa seferini yapar. Cengiz Han, Pekin Kuşatmasında tanıştıkları barutu kullanan Çinli uzmanları ordusuna dahil eder. Çinliler ayrıca içi kızgın yağ dolu ve zemine temas ettiğinde alev alabilen bir çeşit ilkel gülleler de kullanırlar. İlave olarak seri atışa müsait birçok bitişik küçük kundaktan ateşlenebilen 25-30’lu fişek makinaları da kullanırlar. Tüm bunlarla birlikte Avrupa seferi barutun daha etkin ve yaygın bir şekilde kullanılmasına ve Osmanlıların da dahil olduğu askeri gelişimlere yol açar. Bu yazıda sadece Osmanlılar’ın 18.yy. sonunda başladıkları askeri modernizasyona kadarki süreçte kullandıkları top ve tüfeklere genel bir çerçeve çizilmesi amaçlanmıştır.

Önce Osmanlı’da tüfek kullanımı ile başlarsak ilk defa 15.yy.ın başlarında fitili tüfekler kullanılsa da 16.yy.ın sonuna kadar savaşlarda belirleyici olan okçu ve topçuların gücüdür. İlk fitilliler piyadelerin bir yere sabitlemeden kullanacakları yapıda değildir. Bunun gerçekleşmesi 15.yy.ın sonlarıdır. Fitilli tüfeklerde yılankavi sistem vardır. “S” şeklinde silah gövdesine yerleştirilen metal aksam yanan fitili kullananın baruta ulaştırmasını sağlar. İlk ateşli silahlardaki tetik sistemi olduğunu söyleyebiliriz. Osmanlı tüfeklerinin bir kısmında özellikle uzun namlulu olanlarının (Metris Tüfekleri) kabzasında yakın dövüş için bıçak da bulunur. Avrupa’da ilk kullanılan tüfekler veyahut 15.yy.ın başından 16.yy.ın başına kadar kullanılan tüfeklerin büyük kısmı sadece barut veya namluya ağızdan doldurulan taş ve demir gibi parçalar atar. 16.yy.ın sonundan itibaren doğada bulunabilen çakmak taşının işlenmesiyle birlikte fitilli tüfeklere  alternatif doğar. Osmanlılar hem fitili hem de çakmak taşını beraber kullanır. Sadece çakmak taşlı tüfeklerin her zaman ateşlenmesi mümkün olamamaktadır. 16.yy.ın sonundan itibaren İspanyolların kullandığı misket mermileri Osmanlı “Fındık” adıyla kullanmaya başlar. Aynı zamanda Çakmaklı tüfeklerin de kullanım sıklığı 16.yy.ın sonunda başlar.

19.yy.ın son çeyreğinde Çakmaklı tüfekler kapsüllü (darbeli) ve iğneli tüfeklere dönüştürülür fakat büyük bir kısmı Redif askerlerine kullandırtılır. Nizamiye askerlerinin de dönüştürülen yeni tüfekler ya da ithal edilen bu yeni tüfek sistemleri kullanılır. Örneğin Winchester Amerika’dan ilk bu dönemde alınır. Yine Prusya ordusu için üretilen fakat sonra Alman piyade tüfeği olan Mauser ve yine İngilizlerin Martini tüfeği Osmanlılar tarafından satın alınır. Bu aslına bakılırsa çok pahalı bir durumu meydana getirir fakat Osmanlıların en azından Nizamiye askerlerinin bir kısmının modern tüfek kullanmasına olanak sağlar. Özellikle Martini dakikada 12 atış yapabilmesiyle 19.yy.ın sonlarında Britanya İmparatorluğu’nun dünyaya sattığı başarılı modellerin bir örneğidir.

18.yy.da artık fitilli mekanizmalı tüfeklerin önemini iyice yitirdiğini söyleyebiliriz. Bir üst paragrafta da bahsettiğim yeni sistem tüfeklerin hakim olmasına kadar çakmaklı tüfekler revaçtadır. Osmanlı bu çakmaklıları emniyetli hale getirip üretimi yapıp kullanabiliyordu.

Osmanlıların 16.yy.ın başından 19.yy.ın iğnelilerine kadarki tüfeklerini kısa ve uzun olarak ikiye ayırabiliriz. Kısa tüfekler yeniçerilerin standart silahlarıdır. Uzun tüfekler ise kale kuşatmalarında veya savunmalarında da kullanılabilir. Bu uzun tüfeklere Metris Tüfeği de denir. 2 ya da en fazla 3 cm namlu çapı vardır. Silah uzunluğ 130 ile 200 cm arasında olabilir. Standart yeniçeri tüfeklerinin uzunluğuysa 80 ile 140 arasında olabilir.  Kurşun fındık (misket) atarlar. Bu mermilerin ağırlığı 12- 15 gramdır.  Silahın namlu çapı da 1.3 cm civarındadır. Kısa tüfek ağırlığı 5-6 kilogramdır.

Osmanlı topçuluğuna gelirsek, ilk kez Osmanlılar topu ne zaman kullandığına dair farklı sonuçlar ortaya çıksa da genel itibariyle ve kesin olarak şunu diyebiliriz ki 15.yy.ın ilk yıllarında Osmanlılar aktif olarak top kullanır. Yüzyılın ortalarına doğru bu iş için mahir ustaları vardı. Bunlar o zaman Avrupa’daki ordularda da olduğu gibi Boşnak, Sırp, İtalyan, Alman, Fransız, Flemenk ya da İngilizler’dendir. Ve nihayetinde Osmanlı’nın Türk topçu ustaları vardır. Tophane-i Amire, Fatih döneminde kurulur. Burası 17.yy.ın sonunda günde ortalama boyutlarda top dökümü olarak düşündüğümüzde 4 adet yapabilirdi. Bunun gibi Balkanlar’da ve Anadolu’da top döküm noktaları vardır. Osmanlı topları, 16.yy.da Avrupa’da kullanılan top döküm tekniklerine uygundur. Önceleri demirden yapılan toplar bu yüzyıldan itibaren genel itibariyle %10 kalay ve % 90 bakır kullanılır. Osmanlı top çeşitlerine geçmeden önce önemli bir nokta da barut üretimidir. Barut 3 farklı ham madde gerektirir. % 75 oranında güherçile, % 12.5 oranında odun kömürü ve % 12.5 oranında kükürt. Bu oranlamalar da yüzde 2- 5 oynamalar olabilir. Buna rağmen Osmanlı baruthaneleri 18.yüzyıl sonuna kadar bu ölçekleri kullanır. Baruthaneler de hem Balkanlar’da hem de Anadolu’da vardır. Gülleler de tophanelerde dökülebilir. Anadolu ve Balkanlar’daki demir madenleri ordu ihtiyacını karşılayacak gülle dökebilecek güçteydi. Osmanlı ordusunun kendine yeterliği 18.yy.ın son çeyreğine kadar geldiğini söyleyebiliriz. 1768-1774 Rus Savaşından sonra ordunun modernize edilmesi söz konusu olacaktır. Mühimmat kalite ve sayısında değil ama ham madde tedariki ve nakliyesi ve daha önemlisi çağdaş taktik ve strateji bilen eğitimli asker yetiştirecek okullaşma sorundur.

Osmanlıların toplarının incelenmesine gelirsek büyükten küçüğe doğru gideceğim. Buradaki bilgiler ortalamayı göstermektedir. İlk olarak Balyemez topuyla başlayabiliriz. Namlu uzunluğu 2 metredir. Ağırlığı 2 tonu bulabilir. Attığı gülle ağırlığı 15 ile 70 kg arasında değişebilir. Balyemez ve aslında diğer büyük toplar da 17.yy.dan sonra tercih edilip şehir ve kale kuşatmalarına götürülmez. Genelde savunma amaçlı kullanılır. Şaykalar’ın ise namlu uzunluğu 2 ile 6 metre arasında değişebilir. Gülle ağırlıkları da 3- 56 kg arasında değişebilir. Muhasara topu olduğu gibi mesela savunma amaçlı Rodos’ta 17.yy.da 12 tane olduğunu söyleyebiliriz. Son büyük top çeşidi olarak Bacaluşka’yı sayabiliriz. 16.yy – 18.yy.lar arası en yaygın büyük kuşatma toplarıdır. İngilizlerin kullandığı ortalama Canon’lara eşittir. Birçok Osmanlı kalesinde savunma amaçlı vardır. Yine Rodos’ta 16.yy.da 42 adet vardır. Bacaluşka’nın namlu uzunluğu 2-4 metre arasıdır. Gülle ağırlığı ise 5-30 kg’dir.

Orta ve küçük toplara gelirsek, bunlar Osmanlı’nın en çok kullandıklarıdır. Kolonburna, 2-3 metre namlu uzunluğudur. 3 ile 20 kg arasında gülle atabilir. Darbzen’ler, 1 ile 4 metre arasında namlu uzunlukları değişebilir. 60 ile 400 kg arasında top ağırlığı vardır. 200 gram ile 3 kilogram arasında gülle ağırlığı vardır. Darbzenler çok kullanılan türlerdendir. Kendi içinde üçe ayırabiliriz. Şahi Darbzen, Miyane Darbzen ve Küçük Darbzen. En küçük Darbzen çeşidinin ağırlığı 56 kg civarı gelir ve 1 kilogramlık gülleler atabilir. Büyük Darbzenler, Avrupadaki Saker ve Falkonlara eşdeğerdir. Şahi topları ise 2 metre namlu uzunluğuna varabilir. 200 gram ile 7 kilograma varabilen gülleler atabilir. Top ağırlığıysa 170 ile 620 kilogram arasında olabilir. Saçmalar, ince donanmalarda kullanılan bir top çeşididir. 35 kilogramlık top ağırlığına sahip olanları da vardır. Genelde Karadeniz’de kullanılır. Birbirine bağlı “Salkım” olarak bilinen zincirli gülleler atar. Namlu uzunlukları 1-3 metre arasında değişebilir. 5-10 kilogramlık gülleler atabilir. Eynek, namlu uzunluğu 4 metreye varabilir. Mermi ağırlığı yarım kilo civarıdır. Bazı Eynek toplarının ağırlığı 22 kilogram olabilir ve ilave olarak 11 kg olanları da vardır. Bunlar büyük nehirlerde bulunan gemilerde kullanılır. Prangı, 200 gramlık gülle ağırlığı vardır. Misket, bu topun namlu uzunluğu 1 metre civarıdır. Gülle ağırlığı 50-150 gramdır. Misket ve Prangı Osmanlıların en küçük toplarıdır ve tane (fındık) atarlar. Bunların haricinde ayrıca Şakaloz denilen top modeli de vardır. “Kancalı Tüfek” olarak da bilinen bu top aslında kalenin surlarına sabitlenen kundaklı bir mekanizması olan tüfektir diyebiliriz. 30 gramlık taneler atar. Parça tesirli olması savunma odaklı düşünülmesindendir.

Genel itibariyle 18.yy.ın sonunda başlayan Osmanlı askeri modernizasyonundan önce 15.yy.dan itibaren kullanılan top ve tüfek modelleri bunlardır. Osmanlılar 18.yy.da Avrupa’dan geri değildir fakat ham maddeye ulaşmak tophane ve baruthaneleri beslemek gitgide zorlaşır. Kısaca tedarik sorunları büyük bir coğrafyada oldukça zordur. Bunun yanında eğitimli askeri sınıfın olmaması sonun başlangıcı olur.

Kullanılan Kaynaklar veya Tavsiye Okumalar

Agoston, Gabor, Osmanlı’da Ateşli Silahlar ve Askeri Devrim Tartışmaları, Çev. Kahraman Şakul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2017.

Aydüz, Salim, Tophane-i Amire ve Top Döküm Teknolojisi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2006.

Crosby, Alfred, Ateş Etmek, Çev. Aybek Görey, Kitap Yayınları, İstanbul, 2003.

Murphey, Rhoads, Osmanlı’da Ordu ve Savaş 1500- 1700, Çev. Mehmet Tanju Akad, Homer Yayınları, İstanbul, 2007.