Etiketler

, ,


Giriş

Diegenes Laertios’un verdiği bilgiye göre Atinalı Ksenophon Erkhia demosu Gyrllos’un oğlu olarak İÖ 430-425 arasında doğduğu tahmin edilir. Sokrates’in öğrencisi olmuştur. Thukydides ve Heredotos gibi hayatı vatanından uzakta geçti. Sparta kralı Agesilaos’un yanında Büyük Firigya ve Kappadokia satrabı II.Kyros ile yakın arkadaşlık kurar. Anabasis’de de konu edildiği gibi II.Kyros’un ordusuna katılmış ve Hellen askerlerini evlerine dönüşünde yardımcı olmuştur.

Ksenophon’un Anabasis haricinde birçok eseri mevcuttur: Kyrou Paideia (Kyros’un eğitimi), Apologia Sokratus (Sokrates’in Savunması), Apomnemoneumata Sokratus (Sokrates’ten Anılar), Peri Poron (Gelirler Hakkında), Agesilaos, Lakedaimonion Politeia (Lakedaimonuların Devleti) ve Hellenika (Hellen Tarihi)[1]. Hellenika adlı eseri İÖ 411- 362 arasında Yunan dünyasındaki olayları Sparta yönetimi ve Doğuyu tanıyan Atinalı bir tarihçi olarak değerlendirir[2].

Anabasis’te veya diğer eserlerinde bu kitabı kendisinin yazdığına dair herhangi bir bilgi yoktur.Yazar Hellenika’da Kyros’un seferine yer vermeyip söz konusu eser hakkında bilgi almak isteyenleri Syrakousailı Themistogenes’e yönlendirir. Bugün birçok araştırmacı Themistogenes’in Ksenophon tarafından uydurulduğunu söyler. Böyle bir uydurmaca oluşturmasının amacı eserine meşruiyet kazandırmak olabilir. Anabasis’in eskiçağdan beri Ksenophon’un elinden çıktığı bilinmektedir. Aelianus, Arrianus, Athenaius, Laertios, Halikarnassoslu Dionysius, Lukianos, Polluks ve Strabon ağız birliği edercesine adı geçen kitabın Ksenophon’a ait olduğunu söylerler[3].

Ordunun eve dönüşünden sonra Ksenophon Sparta kralı Agesilaos ile çıktığı Asya seferininin bitiminde emekli olur ve Skillous’da kendisine çiftlik verilir (İÖ 392). Burada İÖ 370-367 arasında 7 kitaptan oluşan Onbinlerin Dönüşünü yazdığı görüşü genel kabuldür[4].

Anabasis yukarıda da değinildiği gibi 7 kitap halinde oluşturulmuştur. Sadece 1.Kitap Kyros’un düzenlediği seferi içerir. Kyros’un ölümünden sonra dönüşleri ise diğer kitaplarda işlenmiştir. Yalnız başlarına geri dönüş yolculuklarındaki karşılaştıkları zorluklar anlatılır. Kitabın ana konusu Hellenlerin maceralarıdır. Ksenophon ise bu orduyu sağ salim eve döndürmeye çalışan komutandır.

Aslına bakılırsa Anabasis’in amacı, Hellenleri tek hedef olan Perslere karşı birleştirmektir. Çünkü Peloponnes Savaşı ( İÖ 431-404) sonrası böyle bir itici güce ihtiyaç vardır. Kitabın birçok bölümünde bu amaç belirgindir. Ksenophon, Kyros’un Kunaksa’da ölümünden sonra Büyük Kralın onbinleri yok etmek istediği gibi bir izlenim uyandırır. Orduda bulunan askerlerin Yunanistan’ın çeşitli coğrafyalarından olması bu durumu haklı çıkarır. Ksenophon Trapezous’dan Byzantion’a dönerken orduyu koloni haline getirmeyi düşünür[5]. Bunun yanında Kunaksa savaşının (İÖ 401- Sonbahar- Babil’in Kuzeyi) da gösterdiği gibi Perslerin Yunan hoplitlerinin birlikte hareket etme gücü kaşısında ne kadar zorlandığını ve çaresiz kaldığını görmekteyiz. Yüce Kralın ordusu hoplitlerin phalanks’ı karşısında erir. Süvarileri neredeyse hiç olmamasına rağmen Hellenler ülkelerine dönmeyi başarırlar[6].

Kitabın birinci bölümünde Onbinlerin Yürüyüşünün siyasi içeriğinden söz edeceğim. İkinci bölümde ise ordunun dönüş yolunda karşılaştığı Anadolulu halklardan ve Pers & Hellen geleneklerinden bahsetmek istiyorum.

1.BÖLÜM: ANABASİS

1.1.Askeri ve siyasi olaylar(Kunaksa Savaşının sonuna  kadar)

II.Dareios ölümüyle yerine II.Artakserkses( İÖ 436-358) geçer. Dareios’un eşi II.Kyros ve kardeşi Büyük Kral II.Artakserkses’in annesi Parysatis, küçük oğlu II.Kyros’un daha yetenekli olduğu için Pers tahtının ona yakışacağını düşünür. II.Artakserkses kral olunca iki kardeş arasında düşmanlık büyür. Annesi durumu anlayınca Büyük Kral’a bir karar verdirtir ve II.Kyros Batı Anadoluya satrap olarak atanmasını sağlar. Böylece hem Kral olan oğlu hem de küçük oğlu bu durumdan memnun kalacaktır. Çünkü kral sürekli kendisi için tehlike olarak gördüğü kardeşinden uzak olacaktır. Diğer taraftan ise II.Kyros ağabeyini devirmek için Batı Anadolu’da güçlenecek ve  bir ordu toplayacak imkanı bulacaktır[7].

II.Kyros, Hellen komutanlarla arkadaş idi. Peloponnes Savaşları (İÖ 431-404), ardından kalan onbirbin paralı askeri Sardeis’te toplar. Tesalyalı Menon ve Aristippos, Lakedaimonialı Kheirisiphos, Spartalı Klearkhos, Boiotialı Ksenias,Stymphaloslu Sophainethos, Akhaialı Sokrates ve Ksenophon’u da orduya dahil eden onu çağıran Proksenos’un da birlikleri Kelainai’de toplandı.Burası bir korudur. Perslerin satraplıklarının zenginliğini görebileceğimiz Paradeisos olarak da bilinen büyük bahçelerdir. Yalnız Klearkhos hariç seferin Büyük Kral’a karşı olduğunu kimse bilmiyordu ve bu durum Kilikia’ya varılıncaya kadar farkedilmedi. II.Kyros ve Klearkhos durumu birliklere açıkladı. Bu arada Artakserkses’in sadık adamı Tissaphernes, tüm bu hazırlıkları ve darbe girişimini krala bildirmişti. Ordu da isyan baş gösterse de Kyros adamlarına çift maaş teklif edince ve bunun yanında geriye dönmek onur kırıcı olacağından Büyük Kral’a yürümekte birleştiler. Kyros Euphrates’i geçerken su seviyesi bel hizasında kalır. Bu durum ordu içinde seferin doğru bir iş olduğu tanrı tarafından da göstergesi olarak algılanır. Normalde Euphrates gemilerle geçilirdi.

Kyros’un ordusu Kunaksa mevkiine geldiğinde (İÖ 401), Büyük Kral’da savaşın olacağı yere intikal etmiştir. Ksenophon kralın ordusunu birmilyonikiyüzbin kişi olarak verir. Bu sayı abartılıdır. Dörtyüzbin kişi olduğu da söylenir. Pers ordusu hakkında kesin bir sayı veremeyiz. Ancak Hellen ordusu, yirmiikibindörtyüzyirmi kişi idi. Savaş sırasında Kyros ağabeyi Artakserkses’i görür onu mızrakla yaralasa da kendisi ölür. Böylece Hellen ordusu birbirinden kopuk bir şekilde dağılır. Birliklerin bir kısmının Kyros’un öldüğünden haberi yoktur. Çarpışma bittiğinde Yunanlıların kaybına oranla Perslerin kaybı çok fazladır. Kyros öldükten sonra Persler “Silah bırakın ve aman dileyin.” derler. Hellenler ise “Silah bırakmaktansa ölmeyi tercih ederiz.” diye cevep verirler.

1.2. Kunaksa Savaşından sonra eve dönüş

Kyros’un ölümünün ardından ordunun herhangi bir görevi kalmamıştı ve geri dönmeye karar verirler. Orduyu geri götürecek kişi olarak Spartalı Klearkhos seçilir. Kunaksa Savaşından sonra Hellenler’in direnişine karşı II.Artekserkses onlarla anlaşmayı uygun görür. Yapılacak anlaşmaya göre Persler, Hellen paralı askerlerin evlerine dönüşlerine yardım edecekti. Büyük Kralın adamlarından Tissaphernes bu görevi üstlenecekti. Herşey yolunda gibi dursa da bu bir tuzaktır. Tissaphernes ve Büyük Kral, sözlerinden dönerler Hellenler’i anlaşma bahanesiyle çağırıp Klearkhos başta olmak üzere 5 büyük komutan ve 20 yüzbaşı öldürülür. Artık birlikleri geri götürmek için askerlerin seçimiyle başa Ksenophon getirilir[8]. Ordunun peşinde artık bir Pers ordusu vardır. Hızlı hareket edip önce Trapezous’a oradan da Pontus Euksenos’un girişine varıp eve dönmeye çalışacaklardır. Ancak bu yolculukta çok fazla Hellen yolda can verir veya firar eder. Çünkü geçecekleri bölge hem coğrafi olarak uygun değil hem de yerli halklar çok çeşitli ve hepsi de pek insancıl değillerdir. Ordu Kotyora’ya kadar ilerler.  Kunaksa’dan Kotyora( Ordu Şehri)’ya mesafe tam olarak 120 stathmos’dur( 2940  km). Kotyora’dan da Khrysopolis’e kadar da ya yürüyerek ya da deniz yolculuğuyla giderler. Oradan da Pergamon’a geçerler. Geri dönmeyi başarmış askerlerin bazılarının Spartalıların fetihlerine katıldıklarını biliyoruz.

Son olarak bir nottan bahsetmek lazım gelir. Ksenophon’un tarafından değil bir başkası sonradan Anabasis’e bir not iliştirir. Burada şu yazılıdır:

Geride bıraktığımız kralın ülkesinin valileri: Artimas- Lydia; Artamakos- Phrygia; Mithradates- Lykaonia & Kappadokia; Syennesis- Kilikia; Dernes- Phoinike & Arabia; Belesus- Syria & Assyria; Rhoparos- Babylonia; Arkabas- Media; Tribazus- Phasia & Hesperites. Bağımsızlar(Kardukhialılar; Khalybialılar; Khaldaialılar; Kolkhisliler; Mossynoikoslular; Koitoslar; Tibarenoslar). Korylos- Paphlogonia; Pharnabazos- Bithynia; Seuthes- Europe’deki Thraklar. Gidilen ve dönülen toplam yol: 215 stathmos veya 1150 fersah veya 34255 stadiondur (5635km). Gidilen ve dönülen yol toplamda 1 yıl 3 ay sürdü.

İKİNCİ BÖLÜM:

HELLENLER& PERSLER VE  ANADOLU HALKLARI

2.1. Hellenler ve Persler

Buraya kadar askeri ve siyasi olaylardan söz edildi. Şimdi ise Hellenlerin ve Perslerin kültürleri ve geleneklerinden bahsedeceğim.

Hellenler, ordularında Lidyalıları bulundururdu. Çünkü Lidyalılar ticaretten anlarlar. Belirli mesafelerde ve yerlerde ordu için pazarlar kurulur. Pazarın bir kısmı Lidyalılara aittir[9]. Hellaslı askerler pazarlarda genelde şarap ve darı en çok rağbet ettikleri şeylerdir. Hellenler çok et tüketmezler ancak sıcak veya daha kötüsü çöl ortamlarında iseler dayanıklılığı arttırmak için et yiyorlar. Ksenophon, eşek, devekuşu ve toykuşlarını askerlerin yakalayıp yediklerinden bahseder. Özellikle toykuşunun eti yumuşak ve lezzetli olmasına dikkat çeker[10]. Toykuşu Anadolu’da bulunan daha doğrusu Akdeniz İkliminin egemen olduğu yerlerde vardır. Ksenophon’un da bahsettiği gibi çok ürkek bir kuştur bu yüzden yakalanması kolaydır. Hellenler, Mezopotamya’da iken köylerdeki tahıl, hurma ve haşlanmış hurmadan yapılan bir tür içecek alırlar. Bu hurmalardan fazla yiyenlerin başının ağrıdığı gene Ksenophon’un aktardıklarındandır[11].

Hellenler, Ta Hiera (Tanrılara adamak için kurban kesip, Tanrının sonuç üzerinde bir görüşü olduğunu düşündükleri kurbanın bağırsağına bakıp kehanette bulunma işlemi) ve Ta Sphagia ( kurbanın hareketlerine bakıp değerlendirmek) adlı falları vardır. Savaştan önce ve hatta olayların çoğunda böyle bir inanç biçimi sergilerler. Kunaksa Savaşından öncede gerçekleştirilir. Savaşın istenilen gibi geçeceğini söyler kahinler ancak pek de öyle olmaz[12]. Hellenlerin Tanrılarla ilişkisine dair güzel bir örnekse iyi bir olay olması halinde bir şey içiyorlarsa bunun yarısını yere döküp tanrılarına adarlar. Hapşırık da uğurlu sayılır. Ksenophon’un konuşması sırasında bir asker “Kurtuluş” kelimesinden sonra hapşırır bu tanrılardan iyi bir işaret olarak algılanır[13].

Hellenler’e göre küpe takmak barbarlık ve kadınsılıktır[14]. Bu yüzden Lidyalıları aşağılarlar. Bunun yanında bazı deyimler onlardan günümüze kalmıştır. Örneğin çiğ çiğ yemek sözü Hellenlerden miras kaldı. Homeros da bu deyimi kullanır[15]. Molon labe (Gel de al bakalım)’de Hellenlerden kalmadır.

Persler’e gelirsek, Perslerin ordusunun sahibi ve tüm Pers toprağının tek hakimi Büyük Kral’dır. Bu topraklarda yaşayan herkes onun kölesidir[16]. Ksenophon, Perslerin bayrağı hakkında da bilgi verir. Tahta kazığın üzerine deri parçaları sarılıdır. Bunun üzerinde altın kartal simgesi vardır[17].

Persler, Kraliçenin geliri olsun diye bir bölgenin gelirini onlara adarlar. Bunun yanında tüm dünya imparatorluklarında gözüken büyük bahçe kültürü Persler’de de mevcuttur:  Paradeisos. Paradeisos, Paradaida kelimesinden türer. Her satraplıkta mevcuttur. Avcılık için müsait alanlardır. Ağaçlar ve bitkilerle zenginleştirilir. Bu alan kralın bölgeye refah getirmesinin simgesidir. Krallık için bu önemlidir.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki aslında Perslerle Helenler yani iki büyük kültür birbiriyle etkileşime girmişti. Büyük İskenderin oluşturacağı Hellenizmin kapısı açılmıştı.

2.2. Anadolu Halkları

Ksenophon’un birçok Anadolu halkından bahseder. Bu bölümde onlar hakkında bilgiler vermeye çalışacağım.

Kardukhialılar, Van gölünün güneyinde dağlarda yaşayan ulustur. Haberleşme olarak ateşi kullanırlar[18]. Kardukhialılar, 3 kol uzunlğunlunda yayları ve 2 kol uzunluğunda oklara sahiptirler. Yaya sol ayaklarını bastırır öyle yayı gererler[19]. Türklerin pek rağbet etmediği tatar yayına benzer bir mekanizmadır. Büyük Kral’a tabii değillerdir.

Khalybialılar & Taokhialılar, Khalybialılar, Bayburt ve Erzurum civarında yaşarlar. Demircilikle uğraşırlar. Mossynaikoslular’a tabidirler. Taokhialılar ise Erzurum’un kuzeydoğusunda yaşayan halktır. Bu iki topluluk Ksenophon’un birliklerini zor duruma düşürürler[20].

Makronlar, Khalybialıların hemen kuzeyindeki halk. Rize ve Trabzon civarında yaşarlar. Ksenophon’un ordusuyla savaşacak iken sonradan anlaşırlar onlara yardımcı olurlar[21].

Kolkhisler, Trabzon’un doğusunda yaşarlar. Lazların ataları olduğu rivayet edilir. Ksenophon’un ordusuyla savaşmışlardır. Ancak kaybedince boyun eğip onlara kendi topraklarında nezaket dahilinde davranırlar[22].

Mossynoikoslar, ağaç evlerde ve kulelerde yaşarlar. Yunus eti dilimler ve tüketirler. Yunus yağı kullanırlar. Cevizli ekmek yaparlar. Şarap içerler. Beyaz tenlidirler, sırtları boyalıdır ve vücutları dövmelidir. Tek başlarına dans eder, güler ve konuşurlar[23].

Thraklar (Melenditailılar, Tranipsailılar ve Bithynialılar), Melenditailılar Melas (Kavak) nehri kenarında yaşayan halktır. Tranipsai, Doğu Trakya’da bir trak kavmidir. Bythynialılar da thrak kavmidir. Trakya’dan göç ettiklerini söyleyebiliriz[24]. Thraklar, Aulos( şekil 4)  denilen çift kamışlı üflemeli bir çalgı[25] ile silahlarıyla birlikte dans ederler. Çevik çevik sıçrar ve palalarını sallarlar. İki kişi birbiriyle gösteri dövüşü yapar. Kazanan  bayılma numarasını yapan kaybedenin silahlarını çalar ve Sitalkas’ı söyleye söyleye uzaklaşır. Bu oyunda geçen Sitalkas, Thrakların savaşta söyledikleri şarkılarıdır. Sitalkas efsanevi Thrak kralıdır. Ksenophon ilgi ile Thrak adetlerini anlatmaya devam eder. Seuthes Europe’deki Thrak liderdir. Onun verdiği bir ziyafeti anlatan Ksenophon bize Thraklar hakkında önemli bilgiler aktarır. Şöyle ki, ziyafet salonunda birçok masa vardır. Thrak lideri Seuthes ekmekleri ve etleri tüm konuklara bölüştürür. Kendisine sadece tadımlık bırakır. Diğer tüm Thraklar da Seuthes’in yaptığını yapar. Konuk olan Hellenler de Thrak adeti olduğundan hediyeler sunarlar. Diğer Thraklılar da Seuthes’e hediye sunarlar. Thraklar, rhyton olarak boynuzlu kapları (şekil 5) kullanırlar. Thraklar, soğuktan korunmak için tilki derisi başlıklar kullanırlar.Ayrıca ayaklarına kadar uzanan tunikler giyerler[26]. Ksenophon sayesinde thraklar hakkında detaylı bilgilere sahip olabiliyoruz.

Ksenophon birçok Anadolulu olmayan halk hakkında da bilgi verir. Söz gelimi Giritlilerin okçulukla ünlü olduğu,  Rodosluların en iyi sapancılar olarak bilindiği ve bir Türk grubu İskitlerin de okçu olarak Hellenlerin arasında olduğunu aktarır. Büyük Kral’a tabi olmayan Aşağı Mezopotamyalı hasır kalkan & mızrak kullanan bağımsız ve cesur Khaldaialılar’dan da bahseder[27].

Sonuç

Anabasis  siyasi, askeri ve kültürel olarak antik dönemden günümüze çok değerli bilgiler bırakmıştır.

Büyük İskender, seferinde Ksenophon’un eserinden yararlanmıştır. Onbinlerin Yürüyüşündeki hoplitlerin phalanks formatının başarısından dolayı İskender Doğu seferinin başarılı olacağına daha fazla güvenmiştir. İskender bunun yanında Anabasis’i bildiğinden Doğu seferinde bu rotadan faydalanmış yolları çok iyi analiz etmiş ve ettirmiştir.  Hellenlerin inançları günlük yaşamlarıyla içiçedir. Söz gelimi herşeyde tanrılarının desteğini aramaları bağlılık duygularının yüksekliğini gösterir. Askerlerin ruhsal durumunu, aile özlemleri, vatan özlemleri ve ölüm korkularının tasviri askeri tarih bakımından Anabasis’i özel kılar. Bugün birçok tarihçinin ilgilenmediği asker psikolojisini anlattığı için Ksenophon’a çok şey borçluyuz.

Her ne kadar kitapta Perslere karşı bir panhellenik amaç var ise de aslında kitap Hellenlerle Perslerin ne kadar içiçe olduğunu gösterir. Kyros’un ordusunda komutan olarak da er olarak da Hellenler kadar Persler de mevcuttur. Anabasis, yaklaşık bir asır sonra oluşacak olan Hellenizm’in kapısını açmıştır.

Anabasis, Anadolu halkları hakkında değerli bilgiler verir. Thraklar, Khaldaialılar, Kardukhialılar, Mossynaikoslular ve Kolkhisler’in kim olduklarını tasvir edişi ve onları günümüze taşıması paha biçilemezdir. Bunun yanında Anadolu ile ilgili coğrafyaya yönelik bilgiler de içerir. Anadolu’da yaşayan hayvanlarla ilgili verdiği bilgiler dikkat çekicidir. Örneğin toykuşu hakkında paylaştığı gözlemleri bugün sınırlı sayıda kalan bu özel canlının önemini vurgular.

Bugünün araştırmacıları Anabasis’e bakarak Eskiçağ askeri tarihi, siyasi tarihi ve kültürel tarihi hakkında bilgi edinebilir. Birliklerin ilerlediği coğrafya olarak Anadolu hakkında da aydınlatıcı bilgilere ulaşabilirler.

KAYNAKÇA

Ksenophon, Kyros’un Eğitimi, Çev. Furkan Akderin, Alfa Yayınları, İstanbul, 2007.

Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, Çev. Oğuz Yarlıgaş, Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2011.

McEvedy, Colin, İlkçağ Tarih Atlası, Çev. Ayşen Anadol, 2.Baskı, Sabancı Üniversitesi Yayınları, Eylül, 2005.

Tekin, Oğuz,  Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş, 4.Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul, 2010.

[1]Ksenophon, Kyros’un Eğitimi, Çev. Furkan Akderin, Alfa Yayınları, İstanbul, 2007, s.2.

[2] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, Çev. Oğuz Yarlıgaş, Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2011, s.8.

[3] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.9.

[4] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.11.

[5] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., ss.13-14.

[6] Colin McEvedy, İlkçağ Tarih Atlası, Çev. Ayşen Anadol, 2.Baskı, Sabancı Üniversitesi Yayınları, Eylül, 2005, s.68.

[7] Oğuz Tekin, Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş, 4.Baskı, İletişim Yayınları, İstanbul, 2010, ss.115-116.

[8] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.223.

[9] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.67.

[10] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.65.

[11] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.141.

[12] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.93.

[13] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.211.

[14] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.201.

[15] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.345.

[16] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.109.

[17] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.215.

[18] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.259.

[19] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.283.

[20] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.303.

[21] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.339.

[22] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.341.

[23] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.387.

[24] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.459.

[25] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.441.

[26] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.563.

[27] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, a.g.e., s.285.