Etiketler

, , , , ,


Giriş

Büyük Taarruz, hem Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından hem de dünya tarihi açısından kilit bir olaydır. Bu çalışma askeri bir değerlendirme olacağı için şimdi biraz bu kilit olayın siyasi yönünü incelemek isterim. Büyük Taarruz kazanıldığı için Türkiye Cumhuriyeti, Lozan görüşmelerinde çok ciddi bir koz kazanmış oldu. Yunan ordusu Anadolu’dan atıldı. Saldıramaz denilen Türk ordusunun taarruz gücü gösterildi. En mühim olanıysa Türkiye’nin tapusu mahiyetindeki Lozan’ın en büyük dayanağı olmuştur. Dünya tarihi açısından değerlendirdiğimizde ise “Büyük Devletler” Anadolu’nun bir Türk yurdu olduğunu gördüler. Aynı zamanda kendi içlerinde de sorunları oldukça belirgin hale geldi. Yunanistan’ı desteklemeyi bıraktılar. Yunanistan da bir süreliğine de olsa Türkiye ile aslında düşman olmadığını aynı coğrafyada yaşayan iki yakın medeniyet olduğunu anladı. Büyük Taarruz ve Lozan antlaşması neticesinde dünya düzeni yeniden planlandı. Anadolu üzerinde daha farklı strateji ve taktiklerle yeni oyunlar düzenlendi. Bu oyunların en önemli şekli böl ve yönettir. Bugün hala bu oyun sahnededir.

Her savaş kendi kahramanlarını yaratır. Büyük Taarruz için de geçerlidir bu durum. Yıldırım Kemal gibi Fahrettin Altay gibi kahramanlar çıkmıştır. Bu çalışmada asıl konu Büyük Taarruzun süvari gücünden söz etmek ve savaşın kazanılmasında önemli bir paya sahip Beşinci Kolordu komutanı Fahrettin Altay’dan söz etmektir. Fahrettin Altay, 12 Ocak 1880 yılında İşkodra’da ( Arnavutluk) da dünyaya geldi. 25 Ekim 1974’de de İstanbul’da hayatını kaybetti. Babası da albay rütbesine sahip bir askerdir. Adı İsmail’dir. Annesi de Hayriye hanımdır. Bir de Ali Fikri adında kardeşi vardır. 1897’de İstanbul Harp okuluna girdi. 1900’de birincilikle bitirdi. Buradan Harp akademisine geçti. 1902’de de burayı altıncılıkla bitirdi. Dersim bölgesi ilk atandığı görev yerlerinden biridir. 1905’de kolağası rütbesi alır. 1908’de binbaşıdır. II. Balkan savaşında Çatalca Aşiret Süvari Tugayında görev alır. Bu görevdeyken Bulgarlar’a karşı başarılı olur. Çanakkale’de Üçüncü Kolordu Kurmay başkanlığı yapar. Mustafa Kemal ile orada ilk defa tanışır. 1915’de Harbiye Nezareti Müsteşar Muavinliğine getirilir. Aynı yıl içerisinde Miralay olur. Filistin cephesinde birlik komutanı idi. 12. Kolordu karargahı Birinci Dünya savaşı sonucunda Konya’ya taşınınca Konya’da görevine devam etti. Kurtuluş savaşında ilk görevlerinden biri de Konya ayaklanmasını bastırmaktı. Bu görevini başarıyla yerine getirir. Birinci İnönü ve İkinci İnönü savaşlarında da görev alır. Oldukça başarılı olur. Böylece Büyük Taarruz öncesi durum budur[1].

Büyük Taarruz’u önemli kılan başka bir durum da hiç şüphesiz ki süvariye dayalı kazanılan 20.yy.daki son savaşlardan biri olmasıdır. Çalışmada detaylı olarak bu konu üzerinde de durulacaktır. Yazının ilk bölümü hem Yunan tarafının hem de Türk tarafının askeri değerlendirmesini içermektedir. Ayrıca Büyük Taarruz’un planını yapan Ulu Önder’den de bahsedeceğim. Atatürk’ün gösterdiği gibi Büyük Taarruz aynı zamanda tarihsel bir tecrübenin de ürünüdür.

1.BÖLÜM: BÜYÜK TAARRUZ’DAN ÖNCEKİ DURUMA DAİR DEĞERLENDİRME

1.1. Yunan Ordusundaki Vaziyet

Yunan ordusu Anadolu’da iken oldukça rahat hareket etmektedir. Yunan askerlerin zaman geçtikçe daha da gevşediği askerlikten uzaklaştığı bilinmektedir. Ayrıca görevdeki askeri personellerinin de yavaş yavaş sıkılmaya başladığı ve askerlikten uzaklaştığı bilinmektedir. İzmir’de görevli 400 askerin toplu olarak terhis edilmek istemesi sıkıntı doğurur. Bu askerler Yunan ordusu tarafından cezalandırılır. Yunan tarafının askeri raporlarında asker kaçaklarının arttığı verilen bilgiler arasındadır. Tüm bunlara ilave olarak Yunanistan için birbaşka aksaklık da subaylar arasında siyasi ve askeri çekişme had safhadadır. Olumsuzluklara rağmen Yunan tarafı İstanbul’u alma planları yapmaktadır. Anadolu’daki askerlerinden 3000 kadarını İstanbul’a sevk ettiği bilinir[2].

Yunanistan tarafının askeri durumuna bakacak olursak: 6565 Subay, 218432 Er, 63721 Hayvan, 90000 Tüfek, 3139 Hafif Makinalı Tüfek, 1280 Ağır Makinalı Tüfek, 418 Top, 4036 Kamyon, 1776 Otomobil, 50 Uçak[3].

1.2. Türk Ordusunun Vaziyeti

Mehmetçiğin en büyük avantajı iletişimin oldukça güçlü olmasıdır. Bunun birçok sebebi vardır. En önemli sebeplerden biri Yunan ordusunun rahatlığına rağmen Türk tarafının kendi vatanında çarpışmasının da getirdiği bir tetikte olma hali mevcuttur. Türk ordusundaki subayların birbirleriyle sürekli fikir alışverişi yaptığı, orduya dair her haberin en ufak rütbeli dahi olsa her subaya iletildiği bilinir. Bu kadar geniş bir haberleşme ağı olan Türk tarafının içinde elbet ki ajanlar vardır. İngilizler bu bağlamda çalışmalar yapmıştır. Özellikle Kara Jumbo’dan bahsedilir. Bu takma isimle İngiliz belgelerinde geçen kişi yüksek ihtimal Türk’tür. Mustafa Kemal Paşa’nın düzenlediği çoğu toplantıda yer almıştır. Topladığı bilgileri İngilizlere ve Yunanlara iletmektedir[4]. Kara Jumbo, 28 Temmuz’ da düzenlenen Akşehir’deki futbol müsabakasında Mustafa Kemal’in subaylarıyla görüşeceğini iletememiştir. Atatürk bu olayı saklamayı başarmıştır. Yine 1 Ağustos’taki Kazım Karabekir ile Büyük Taarruz üzerine yaptığı görüşmeyi de atlamıştır. Son olarak da 20 Ağustos’taki Atatürk çay partisi verdiği atlatmasına kanmıştır.

Mehmetçiğin askeri durumuna bakacak olursak: 8658 Subay, 199283 Er, 67874 Hayvan, 100352 Silah, 2025 Hafif Makinalı Tüfek, 839 Ağır Makinalı Tüfek, 323 Top, 198 Kamyon, 33 Otomobil ve 10 Uçak[5].

1.3. İki Ordunun Karşılaştırması

İki ordunun sayısal ve sosyal açıdan karşılaştırmasına burada değinmem gerekir ki oldukça belirgin birkaç nokta mevcuttur. Sayısal olarak Yunan ordusu otomobil, ambulans ve kamyon sayısında Mehmetçiğe göre çok öndedir. Bu hem avantaj hem de dezavantajdır. Yunan tarafı da avantaja çevirememiş teknolojik bu rahatlık onlara ayak bağı olmuş ve Yunanlar’a yavaşlık getirir. Bir başka önemli nokta da Yunan ordusu taarruz için hazırlık yapmış ve Türk tarafının saldırabileceğini planlamamıştır. Bu doğrultuda bakıldığında top sayısı fazla olmasına rağmen çoğu topçusunu etkin bir şekilde kullanamamıştır. Bir başka sayısal belirteç de kılıç sayısıdır. Türk tarafında kılıç Yunan tarafına nazaran beş kat fazladır. Bu durum hem Türk tarafının teknolojik yetersizliğini gösterse de aynı zamanda saldırabileceğinin en büyük göstergesidir. Son olarak en belirgin sayısal fark da savaşabilir atlı asker sayısında saklıdır. Mehmetçiğin süvarisi Yunan tarafına göre beş kat fazladır. Ayrıca Mustafa Kemal, savaşın belirleyen gücü olarak Fahrettin Altay komutasındaki Beşinci Kolorduyu belirlemiştir. İlave olarak Türk tarafının süvari gücü olduğu gibi Fahrettin Altay aracılığıyla merkez orduya Mustafa Kemal’e bağlıdır. Yunan ordusundaki süvari takımı herhangi bir bağlılık içinde değildir. Hareket özgürlüğü vardır. Yunan atlı askerlerinin bir kısmı zaten Anadolu’da yağma çalışmaları içinde olduklarından cephe ile herhangi bir iletişimleri mevcut değildir. Sosyal açıdan da Yunan ordusu Türk tarafından geri idi. Şöyle ki Türk tarafı oldukça birbirine kenetlenmiş ve liderine bağlı bir vaziyet içindedir. Yunan tarafında ise bir bıkkınlık ve başıboşluk mevcuttur. Yunan askerleri evlerine dönmek isterler ve terhis olmak için gün saymaktadırlar. Netice olarak her ne kadar teknolojik gerilik olsa da Türk tarafının ciddi bir üstünlüğü vardır. Moral ve motivasyon Mehmetçikte üst noktadadır.

1.4. Sad Planı ve Cannae Savaşı

Sad Planı, Mustafa Kemal’in subaylarıyla Büyük Taarruzun stratejisini ve taktiğini belirlerken kullandığı Arapçadaki sad harfidir. Neden sad harfi? Çünkü savaş sahasında Türk ordusunun dizilişi sad harfini andırır. Sad taarruz planı için Sakarya savaşından sonra ciddi bir hazırlık evresi geçirmiştir Türk ordusu. Mustafa Kemal, “Sad” için subaylarının hepsinin görüşünü alır. Ordunun neleri yapabileceği ya da neleri yapamayacağı iyi analiz edilir [6]. Mesela önceleri planda Uşak’a doğru cepheyi yayma fikri var iken değiştirilmiştir. Bunun sebebi ise Yunan ordusu zaten bir kısım askerini İstanbul’a kaydırmıştı. Bunu bilen Atatürk, ani bir saldırı için cepheyi yayma fikrine sıcak bakmamıştır [7].Sad Taarruz Planı aynı zamanda Atatürk’ün askeri dehasının da bir göstergesidir. Atatürk askeri tarihi çok iyi bilirdi. Bu bağlamda Hannibal, Büyük İskender, Kara Mustafa Paşa, Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim ve Fatih Sultan Mehmet gibi beğendiği askeri dehaları iyi analiz etmiştir. Cannae savaşı, Hannibal’in Milattan Önce 3.yy.da Roma ordusunu yendiği savaştır. Burada da Büyük Taarruzdaki gibi Hannibal ordusunu yerleştirirken dört bir yandan çevirmeyi düşünmemiş ve bir noktayı açık bırakmıştır. Burada amacı Roma ordusunun kaçmasına olanak sağlamaktır. Böylece dağılan Roma ordusunu takibe başlayıp imha etmeye yönelik bir adımdır. Atatürk de aynı yolu izlemiş ve İzmir’e doğru Yunanlıların kaçması üzerine bir harekat planlamıştır. Burada önemli bir nokta da şudur: Kaçarken Yunan ordusu Türk köylerine zarar vermesin diye hızlı bir şekilde süvari gücüne başvurmuştur. Adeta Türk süvarileri 3-4 saat içinde geri çekilmeye başlayan Yunan askerlerine takibe başlamıştır ve herhangi bir şekilde yağmaya fırsat vermemek amaçtır. Bunda da Fahrettin Altay oldukça başarılı olmuştur. Cannae savaşı, Atatürk açısından örnektir. Hannibal’e saygısı oldukça fazladır. Başarılı olmasında Hannibal’in de payı olduğunu düşündüğünden Hannibal, Gebze yakınlarında öldüğünden buraya park ve anıt yaptırmıştır.

2. BÖLÜM: BÜYÜK TAARRUZ’DA FAHRETTİN ALTAY VE SÜVARİLERİ

2.1. Büyük Taarruz Boyunca Türk Süvarileri

Burada göstermek istediğim şey süvari gücünün Büyük Taarruzdaki başarısıdır. Bu bağlamda değerlendirdiğimizde askeri açıdan piyade gücünü değerlendirmeyi yüzeysel geçip atlı asker gücünden söz edeceğim. Büyük Taarruz 26 Ağustos sabaha karşı 05:00 civarında başlasa da Fahrettin Altay komutasındaki Beşinci kolordunun intikale geçmesi 25’idir. Hem Fahrettin Altay hem de güvendiği askerleri keşif yaparlar[8]. Bazen de keşif yapılan köy halkında da yardımcı olan bilgiler gelmektedir. Tokuşlar Köyünden Haydar Ağa, süvarilemize oldukça yardımı olan bir kişidir. Gece geçitlerin Yunanlar tarafından boş bırakıldığını ve Türk askerlerinin gece intikalinin kolay olacağını söyler. Fahrettin Altay, Haydar ağanın misafiri olur. Şöyle der: “İşgalden kurtulduklarını gören köylü halkımız, varını, yoğunu feda etmekten çekinmiyordu.” Haydar ağa ve köylüleri askerlerimizi misafir edebilmek için birbirleriyle yarışır. Buradan Ahır dağlarından geçen süvarilerimiz 26 Ağustos sabahı 05:00’de başlayan top atışıyla ileri atılmak için can atarlar. Sabah 08:30’da Sincanlı mevkiine inerler. Sandıklı- Afyon yolu garanti altına alınınca telsizler ve diğer iletişim araçları getirilir. Fahrettin Altay komutasındaki bu cengaver Beşinci Kolordu saat 09:00 olduğunda Yunan piyadesinin arkasındadır. Bu durum karşı tarafta ciddi bir telaşa sebebiyet verir[9]. Çiğiltepe- Tınaztepe ardındaki Yunan bağlantı hatları kesilir. Başkimse Tren İstasyonu, ilk imha edilen Yunan ikmal hatlarındandır. Burada Teğmen Selahaddin ve 4 asker şehit olur.[10] Türk ordusu Türk süvarisi ilerlemeye devam eder ve Okucak Köyü’nün yandığını görürler. Köydeki kadın ve çocukların yakıldığını Fahrettin Altay anılarında yazar[11]. 28 Ağustos tarihinde Yunanlıların İzmir yoluna doğru kontrollü takibat devam eder. 29 Ağustos’ta ise Yüzbaşı Şekip 150 süvarisiyle köy baskını gerçekleştirir. 2000 kadar Yunan’ı esir alsa diğer yakındaki Yunan askerlerinin gelmesiyle sayıları 15’e kadar iner ve Yunan topçusunun da etkisiyle Yüzbaşı Şekip ve askerleri şehit olur[12].

2.2. Yıldırım Kemal

Fahrettin Paşa, Büyük Taarruz sırasında ilginç de bir olaydan bahseder. Konya’dan savaş sahasına gelen bir asker vardır. Bu kişi İzmirli Yıldırım Kemal’dir. Hastaneden daha yaraları iyileşmeden çıkıp gelmiştir. Fahrettin Paşa, bu kişinin kendisine gelip “Elimde kılıçla İzmir’e girmek istiyorum.” dediğini anılarında yazar. Çok istekli olmasa da Yıldırım Kemal’e görev verir. Küçükköy İstasyonunu alma görevi ona verilir. Başarıyla alır ancak Yıldırım Kemal şehit olur. Burada daha sonraları şehitlik düzenlenir ve Küçükköy’ün adı Yıldırım Kemal olarak değiştirilir[13].

2.3. Beşinci Kolordu İzmir’de

İsmet İnönü, üstün başarı gösteren Fahrettin Altay ve askerlerinin tüm rütbelerini bir arttırır. Hatta Fahrettin Paşa ayda iki terfi alır. O kadar naif bir insandır ki 2 terfi aldığını anılarında söylerken bile kendisini övmek gibi bir amacı olmadığını da dile getirir. Bunu dile getirmekteki amacının genç neslin istikballe ilgili heyecanını diri tutmak olduğunu söyler[14].

Türk ordusu İzmir’e girer. Atatürk’ün “15 güne İzmir’deyiz.” Sözü bir gün ile gerçek olmaktan çıkmış Türk ordusu 14 günde İzmir’e girmiştir. Fahrettin Altay, I. Ordu komutanı Nurettin Paşa’yı yıkılmış bulunan deniz kenarındaki kışlaya getirtir. Kışla avlusundaki binlerce Yunan esirine “Zito Mustafa Kemal Paşa” ve “Zito Nurettin Paşa” dedirtir. Yunan işgali sırasında “Zito Venizelos” demedi diye delik deşik edilen Kurmay Albay Süleyman Fethi beye ithafen yapmıştır. Bu durumdan anılarında övgüyle bahsetmez Altay paşa fakat “yapmasaydım içimde kalırdı.” Der.

Sonuç

“Ordumuzun her zaman terakki etmesini ve muzaffer olması dilerim.”

Fahrettin Altay

Her savaş kendi kahramanlarını yaratır. Büyük Taarruz’da kendi kahramanlarını yaratmıştır. Fahrettin Altay, Yıldırım Kemal daha şu an dile getiremediğim sayısız kahraman vardır. Fahrettin paşa ve süvarileri çok mühim bir görevi aksatmadan planlı ve özverili bir şekilde yerine getirmiştir. Yunan kuvvetlerinin ardına sarkmış ve tüm ikmal ve haberleşme ağlarını kesmişlerdir. Böylece neye uğradığını şaşırmış bir askerler güruhu meydana çıkmıştır. Bazı durumlarda Yunan askerleri birbirlerine karşı silah çevirmişlerdir. Birçok köprü, telgraf ofisi yok edilmiştir. Bunlar çok hızl bir şekilde yapılmıştır. Mustafa Kemal’in 20.yy.da dahi olsa süvariye dayalı taarruz planı takır takır işlemiştir. Bunun başka bir örneği bu yüzyılda yoktur. Bu denli etkili herhangi bir devlet süvariye önem vermemiştir ya da verememiştir. Hızlı olmalarıyla beraber Türk süvarileri Yunanlıların yağmaya yakıp yıkmaya zaman bulmalarına izin vermemiştir. Fahrettin Altay komutasındaki Beşinci Kolordu, İzmir’e muzaffer edasıyla girmiştir. Kurtarıcı gibi karşılanmıştır. Altay, son derece alçakgönüllü ve aynı zamanda vefalı bir askerdir. Ölmeden iki yıl öncesine kadar yani 1972 yılında Tokuşlar köyüne gitmiştir. Oradaki Büyük Taarruz’u görenlerle konuşurdu. Bugün Fahrettin Altay’ın adı yerli tankımız “Altay” da yaşatılmaktadır.

KAYNAKÇA

Altay, Fahrettin, İstiklal Harbimizde Süvari Kolordusu, İnsel Kitabevi, İstanbul, 1974.

Altay, Fahrettin , 10 Yıl Savaş: 1912-1922 ve Sonrası, İnsel Yayınları, 1970.

Artuç, İbrahim, Başkomutan Meydan Muharebesi, Kastas Yayınları, İstanbul, 1986.

Belen, Fahri, Türk Kurtuluş Savaşı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1983.

“Büyük Taarruz’un Büyük Süvarileri”, Ntv Tarih, Sayı: 31 ( Ağustos, 2011).

Çalhan, Özden, “Büyük Taarruz Öncesi Askeri Faaliyetler ve Taarruz Planının Hazırlanması”, Büyük Taarruz 70nci Yıl Armağanı, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1992.

Okuklu, Mustafa, Fahrettin Altay ( Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi), İzmir, 2009.

Özçelik, Ayfer, “Büyük Taarruz’a Hazırlık, Sad Taarruz Plan Tasarısı” Büyük Taarruz 70nci Yıl Armağanı, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1992.

Şimşir, Bilal, İngiliz Belgeleriyle Sakarya’dan İzmir’e (1921-1922), Milliyet Yayınları, İstanbul, 1972.

[1] Mustafa Okuklu, Fahrettin Altay ( Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi), İzmir, 2009, s.51.
[2] Özden Çalhan, “Büyük Taarruz Öncesi Askeri Faaliyetler ve Taarruz Planının Hazırlanması”, Büyük Taarruz 70nci Yıl Armağanı, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1992, s.76.
[3] Özden Çalhan, a.g.e., s.77.
[4] Bilal Şimşir, İngiliz Belgeleriyle Sakarya’dan İzmir’e (1921-1922), Milliyet Yayınları, İstanbul, 1972, s.454.
[5] Özden Çalhan, a.g.e., s. 77.
[6] Ayfer Özçelik, “Büyük Taarruz’a Hazırlık, Sad Taarruz Plan Tasarısı” Büyük Taarruz 70nci Yıl Armağanı, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1992, s.101.
[7] Fahri Belen, Türk Kurtuluş Savaşı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1983, s.419.
[8] Fahrettin Altay, 10 Yıl Savaş: 1912-1922 ve Sonrası, İnsel Yayınları, 1970, s.332.
[9] İbrahim Artuç, Başkomutan Meydan Muharebesi, Kastas Yayınları, İstanbul, 1986, s.102.
[10] “Büyük Taarruz’un Büyük Süvarileri”, Ntv Tarih, Sayı: 31 ( Ağustos, 2011), s.41.
[11] “Büyük Taarruz’un Büyük Süvarileri”, a.g.e.,s.42.
[12] “Büyük Taarruz’un Büyük Süvarileri”, a.g.e., s.42.
[13] Fahrettin Altay, a.g.e., s.336.
[14] Fahrettin Altay, İstiklal Harbimizde Süvari Kolordusu, İnsel Kitabevi, İstanbul, 1974, s.34.