Etiketler

, ,


Tarih nedir? Tarih olanın yani geçmiş olduğu iddia edilenin bugüne veyahut yarına ne gibi faydaları olabileceği hep kuşkuyla bakılmış bir durumdur. Bu durumu askeri tarih üzerinden inceleme yoluna gideceğim.

Tarihi birkaç cümle ile ifade etmem gerekirse şöyle söyleyebilirim. Tarih, öncekini analiz edip geleceğe şekil vermektir. Dünya belirsizlikler üzerine kuruluyken tarih karanlıktaki bir ışık gibidir. Tarih bu bağlamda düşünüldüğünde asla geçmişte olmuş ve orada kalan değildir. ilavede bulunmam gerekirse tarihte her anlatılanın doğru olmadığını da unutmamak gerekir. Bunu değiştirebilmek için yani tarihten tarafsız bir sonuç çıkarabilmek için diğer bilim dallarını kullanmak gerekir. Örneğin arkeoloji, sosyoloji, coğrafya, fizik ve kimya gibi bilim dallarından faydalanmak gerekir. Bahsetmeye çalıştığım tarih önceden olduğu için tekrar edilme ihtimali olmayan veya olamayan bir bilimdir. Deney ve gözleme müsait değildir. Bu yüzden de tarihin diğer bilim dallarıyla desteklenmesi gerekir. Tarihte tarafsız ve kesin olabilirse de kesin bir sonuca varabilmenin tek yolu budur.

Askeri tarih çalışmaları dünya üzerinde bazı ülkelerin liderliğinde ilerlemektedir. Örnek vermek gerekirse Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler bu konuda oldukça ileri düzeyde çalışmalar yapmaktadır. Peki askeri tarih nedir? Askeri tarihin önemi nedir? Güvenlik sorunu her insanın temel sorunuydu tarih boyunca. Bu doğrultuda değerlendirdiğimizde tarihin uzunca bir sürecinde askerler ve savaşlar hep ön planda olmuştur. Askeri tarih bu savaşların, savaşlarda kullanılan teçhizatın ya da askeri strateji & taktiklerin incelenmesinin yanında bu savaşlara katılan insanların da incelenmesidir. Böyle değerlendirilmesi gerekir. Askeri tarih bir anlamda askerlerin de tarihidir. Yani insanların ve o insanların temsil ettiği toplumların tarihidir. Tarih boyunca her toplumda askerlere bakış oldukça farklı olmuştur. Bir koruyucu gibi görülürler. Bu durum o askerlerde temsil ettikleri halkların kültürel ögelerinin yansımalarını taşır. F.Emecen’in de dile getirdiği gibi ülkemize bakarsak askeri tarih çalışmaları yok denecek kadar azdır ( F.Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Savaş). Kurduğumuz en uzun ömürlü devlet olan Osmanlılar ile ilgili askeri tarih çalışmaları bile oldukça sınırlıdır. Ve ne yazıkki az da olsa varolan çalışmalar hep yabancı tarihçilerden çıkmaktadır. Kaynaklar bizde olmasına rağmen böyle bir durum hoş olmamaktadır. Söz gelimi yeniçerilerin askeri kimliklerinden kendi aralarında ne konuşurlardı nasıl savaşırlardı gibi soruları en kaliteli cevaplayan da bir İngiliz’dir (G.Goodwin- Janissaries). Başka bir örnek Osmanlıların Viyana Surlarındaki trajik kaybedişinden bahseden ve oradaki askerlerin sancak sembollerinden (remiz) tutun da kazdıkları tünelleri en ince ayrıntısına kadar inceleyip (bugün bile 1683 yaklaşma tünelleri bir mühendislik eseri olarak görülür) Osmanlı’da lağm faaliyetlerini analiz eden ve Osmanlı korkusu yani Türk korkusunun Avrupa halkı üzerinde yarattığı etkiyi değerlendiren de bir İngiliz’dir (J.Stoye- Battle Of Wien). Bir başka örnek de askeri kıyafetlerimizle ilgili 16.yy.a ait Osmanlı piyade sınıfının kıyafetleri, kullandıkları silahların zırhlar üzerindeki etkisini analiz eden de yine yabancılardır(M.Bennett ve diğerleri, Dünya Savaş Tarihi Ortaçağ 500-1500). Yabancıların bu çalışmalarını dışlamak yerine biz yapamıyoruz diye söylenmek yerine var olan muazzam tarihi belgeyi inceleyip diğer bilimlerle de destekleyip analiz etmek için çaba göstermemiz gerekir. Askeri tarihin faydalarına devam edecek olursam örneğin savaşların azalmasına yol açar. Savaşta kaybedilen insanların bu hayata veda ederken ne hissedebileceğini düşünmek ya da yapılacak askeri tarih araştırmalarla bilmek insanları savaştan uzak tutabilir. Burada bahsetmek istediğim askeri tarih çalışmalarında anıların önemidir.

Bu yazıda kısaca ele almaya çalıştığım ve anlatmak istediğimi kısaca bir daha özetlersem şu sonuç çıkar. Askeri tarih özelinde ve tabi tüm tarih çalışmaları bireye, toplumlara ve dünyaya geleceğe aydınlıklar içinde bakmayı sağlar. Umutla bakmayı sağlar. Yoksa önceden olmuş ve bitmiş değildir tarih. Ancak tabii tek başına da yeterli değildir. Tek başına tarih anlatı düzeyinde kalır. Atatürk II. Dünya savaşının ne zaman başlayacağını kimin başlatacağını nasıl bir sonuç doğuracağını ve savaştan kimin karlı çıkacağını doğru bir şekilde öngörmüştür (Amerikalı general MacArthur ile görüşmesi). Bir başka örnek Büyük İskender öldüğünde yerine kimseyi bırakmamıştır. Yerine bir varis bıraksaydı iç çatışmalar kısa sürede kurduğu düzeni yıkabilir ve kurduğu devletin yanında sağladığı huzur ortamı da dağılabilirdi. İşte bu iki önemli insan gibi tarih bilmek geleceğe yön vermeyi sağlayan en önemli silahtır.