Etiketler


Teknolojinin çok yüksek seviyede olmadığı dönemlerde yani hemen bir çağ söylemem gerekirse 20.yyy.ın öncesinde ayakkabı bir araç idi. Ayakkabılardan ayağı koruma amacı dışında pek bir şey beklenmezdi. İlkçağlarda çoğu insan ayağında bir şey olmadan gezmek zorundaydı. Bu bugünde var, tabii ki bu durum ekonomik durumla alakalı. Ayakkabıların gelişimini incelemek için askeri tarih oldukça iyi bir alan çünkü tarih boyunca insanların en büyük sorunu güvenliktir ve bununla paralel olarak gelişimin de en hızlı olduğu alan askeri teknolojilerdir. Tarihin bilinen dönemlerinde üstü açık veya bilekten veyahut dize kadar sarılabilen farklı ayakkabı modelleri vardı. Çok detaya girmeden devam edersem Ortaçağ’da yine ayakkabının gelişiminde atların önemi vardır. Çünkü üzenginin Türkler tarafından Avrupa’da da bilinir olması üzengiye geçecek kadar bir yükseklikteki topuğu olunur hale getirmiştir[1]. Biraz daha yıl olarak ilerlersek 14.yy.-16.yy.lar arasında sivri burunlu ve ayağın şeklini alan sert tabansız deri pabuçlar özellikle okçular arasında revaçtaydı. Bu rahat ayakkabıları arbaletçiler de kullanmaktaydı[2]. Çok uzun bir süre zırhlı ayakkabılar ve rahat deri ayakkabılar kullanıla geldi. Osmanlı ve Türkiye’ye gelirsem, 20.yy.ın başlarına kadar hatta hala da köylerde kullanılan halkın giydiği çarıklar en çok rağbet gören halk pabuçları idi. Askeri giyime de yansımıştır. Örneğin 19.yy.ın sonu veya 20.yy.ın başındaki  er seviyesindeki birçok kişi dahi çarık giyerdir. Rütbe yükseldikçe sert tabanlı ve topuklu çizmelere geçiş olurdu[3]. Teknolojinin gelişmesi seri üretimin artmasına paralel olarak aynı zamanda ve aslında ayakkabıyı daha bireyin özdeşleşebileceği birşey haline getiren nokta hiç şüphesiz üretimde artık tüketicinin de sözünün geçmesidir. Son 50-60 yıllık dönemde insanlar için ayakkabı, kendini ifade aracı olmuştur.


[1] Matthew Bennett, Jim Bradbury ve diğerleri, Dünya Savaş Tarihi: Ortaçağ 500-1500, 1.Cilt, Timaş Yayınları, İstanbul, 2011, s.70.

[2] Matthew Bennett, Jim Bradbury ve diğerleri,a.g.e., s.48.

[3] Mahmut Şevket Paşa, Osmanlı Teşkilat ve Kıyafet-i Askeriyesi, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2010, ss.52-60.