Etiketler

, , , , , ,


Osmanlı Türklerinin 16.yy.ın sonunda merkezi gücünü taşrada uygulayamaz halde olduğunu kabul etmek gerekir. Bu dönemden itibaren ülke içinde çeşitli bölgelerde başkaldırılar olmuştur. Burada incelemek istediğim şey ise Karadenizin kuzeyinde özellikle Zaporog Kazaklarının yükselişinin kısaca askeri ve siyasi yönlerden değerlendirmesini yapmaktır. Bunun yanında Zaporog Kazaklarının önderi olan ancak diğerlerinin aksine Osmanlı İmparatorluğu için çalışan ve onları örgütleyen Filip Orlik’i anmaya çalışacağım.

Zaporog Kazakları, Özi ya da Dinyeper olarak bilinen bölgeyi merkez edinmişlerdir. Ayrıca diğer Kazak gruplarından olan Terek Kazakları Kafkasya taraflarındadırlar(Tolstoy’un Kazaklar’ı bir roman olsa da bölgeyi anlamada katkı sağlayabilir). Don Kazakları ise hemen Terek civarındakilerin kuzeyinde yaşarlar. Kazaklar’ın yaşadığı bu bölgede Zaporog Kazaklarını haricinde Kaffa, GaziKermen, Çerkasi, Smolensk, Moskova, Çerkas şehirleri ve Volga nehrinin batısına kadar bir hilal oluştursak bu coğrafyada farklı gruplar varlıklarını sürdürmüştür. Bu farklı grupların bir kısmı 93 harbinden(1877-78) sonra Anadolu’ya gönderilmişti. Kırım ve özellikle Kaffa (Kefe) Osmanlılar için çok mühimdi. Kurutulmuş balık, bal, yağ, sabun ve diğerleri direkt olarak sarayın ihtiyaçlarını karşılıyordu. Ayrıca köle ve Avrupa’da bile henüz moda olmayan kürk Osmanlı başkentine bu bölgeden aktarılıyordu. Bu güzergahta bir aksaklık olması merkezi zor durumda bırakabilirdi ki bırakmıştır da. Zaporoglar, 16.yy. sonu ve özellikle 17.yy.da birçok başarılı yağma faaliyetlerine girdi. Bunun yanında 18.yy.da ve 19.yy.da da yani Osmanlılar bölgeden çıkartılana kadar taciz ve tecavüze devam ettiler. Peki başarıların sırrı ne idi? Neden bu kadar acımasızca Osmanlılara saldırıyorlardı? Birçok sebebi mevcut. Ancak asıl sebep Ruslar’dır. Çünkü Zaporog Kazaklarının yükseldiği 16.yy. aynı zamanda Rusların’da meşhur ve hala günümüzde aktif olan “sıcak denizlere inme politikasının” başlangıcıdır. Rusya’nın Rusya oluşudur. Dünya tarihinde değişmeyen birşey vardır: “Terör, askeri bir süreç olarak kabul dahi edilemez. Terör, siyasetçilerin güvendiği en önemli kozdur. Zayıf devletler kendi çıkarları için ucuz yolla terörü seçerler, piyonlar eğitirler ve onlara hedef gösterirler.” Bu bugünde böyledir. Yarın da böyle olacaktır. Biraz düşünülürse günümüzden örnekler çıkartılabilir. Zaporogların yükselişin en mühim sebebi Rus desteği idi. Ruslar ateşli silah kullanımını öğretti bunun yanında barut ve fındık da sağlıyordu. Bölgeye birçok Rus subayı da tayin ediliyordu. Bu subaylar Zaporog aileleriyle birlikte yaşıyordu. Zaporoglara Polonya’nın (Ulah) da desteği var ancak bu Ruslarınki kadar değil. Zaporog Kazakları fırsat bulduklarında özellikle Osmanlı-Rus savaşlarında Tuna’yı geçip Osmanlı kentlerine zarar veriyorlardı. İstanbul’u aç bıraktıkları bilinir.

 Ruslar tarafından bakılırsa bir şey daha var. O da Tatarlar ki özel ve bir o kadar da garip adamlardırlar. Tatarlar ateşli silah kullanmazlar. Osmanlı sipahilerine benzer kullanılmak istense de dediğim gibi gariptirler. Başlarına buyrukturlar. Bir sistem içinde hareket etmezler. Sadece kendi Han’larını dinlerler. Öyle kuvvetlidirler ki Osmanlı II. Viyana Kuşatması’nda onları kontrol edemedi. Ordugaha gelen haberlere göre Kuşatma sırasında Hamburg’a, Avrupa’nın kuzeyine tırmanıyorlar, peki ne için: Ganimet. Bir tatar -dönemin bir Avrupalı görgü tanığına göre- atıyla birlikte kendi silahları, esirini, eşyalarını bırakmadan bir suyu geçebilir.  Aileleri, yaşantıları daha bireyseldir. Osmanlı askeri gibi Anadolu’da düşünmesi gereken bir yuvaları pek yoktur… Bir Tatar yayı ve oku, Orta Asya’dan gelen atlı savaşçının en mühim kalıntısıdır. Tatarlar son örneklerdendir. Tüfengin mertliğe aykırı olduğuna inanırlar. Samurai’lerin, Mezoamerikan Uygarlığının ve Orta Asya Bozkır Uygarlığının ve tabii Tatarlar’ın da sonu ateşli silahlardır. Ruslar, Zaporogları eğitti çünkü yıllarca Tatarlar Ruslar’ın aciz durumdan çıkmasına izin vermedi. Ruslar’ı hep ezdiler. Kafaları estiğinde Osmanlıların da desteğiyle Moskova’ya kadar giderler (Örneğin 1571’de Moskova seferi). Binlerce esir alıp Kefe, Kırım limanlarında sattılar. Zaporoglar işte bu Tatarları durdurması için eğitilmiş özünde Türk olan bir gruptur. En basit örnek bizim Anadolu’da yiğit dediğimize onlar “çiğit” der. Bozkır kültürü hakimdir. Kadınları ve erkekleri arasında iş bölümü hakimdir. Erkekler savaş yoksa ava gider ya da devriyeye. Günlük işler kadınların sırtındadır. İçki hazırlamak için bağcılık en önemli işleridir. Görünüşte çoğu hıristiyandır. Zaporogların askeri başarılarının bir sebebi de küçük gruplar halinde örgütlü bir şekilde baskınlar yaparlar. Tatarların en eksik olduğu noktada burasıdır. Ruslar bunu çok iyi biliyordu. Zaporoglara öğretmeleri zor olmamıştır.

İkinci kısımda ise madalyonun diğer yüzünü yani Zaporogların Osmanlı ile iş birliği yapmalarına değinip Filip Orlik’ten bahsedeyim. Zaporog Kazakları duruma göre hem Ruslara hem de Osmanlılara geçebiliyordu ki zaten kendi içlerinde etnik gruba önem verme pek yoktu. Yaşamları nasıl ve ne tarafta rahat olursa oraya geçiyorlardı. Bir Zaporog grubu Rus tarafında ise bir kısmı Türk tarafında olabilirdi. Yoğunluk Ruslar lehinde olsa da arada Filip Orlik gibi Zaporog lideri çıkabiliyordu. F. Orlik, Çek kökenli bir aileden gelir ancak Zaporog Kazakları arasında parlamasını bildi. Ivan Mazepa’ya karşı 1709 Poltava’da savaştı. Mazepa, bugün Ukrayna’da kahraman olarak anılır. Ukrayna parasının üstünde resmi vardır. Orlik, Mazepa’ya yenilince meşhur İsveş Kralı XII.Karl ile Osmanlı kalesi Bender’e sığındı. Osmanlılar ona güvendi ve Prut seferinde ciddi görevler verdiler. Rus ordusu ki Büyük Petro’da oradaydı. Prut bataklığından çıkamadığını düşündüğünden vasiyetini yazacak kadar korku dolu olmasına sebep olan kişi Orlik’di. Tıkaç harekatı’nı Prut savaşında başarıyla yerine getiren de Orlik’ti( 1711). Şöyle ki Ruslar bir şekilde tünel kazıp Osmanlı’nın gözünden uzak durup kaçabileceklerini düşünüyordu. Plan buydu. Ancak planı da bozan Zaporoglara liderlik yapan Filip Orlik’ti. Tatarlar Prut’ta Rus ordusunun sağ kanadını kıstırırken Zaporoglar sol kanadını Bender topçusu Cin Ali Paşa ile kapatmıştı. Siyasete kurban giden bu muazzam askeri başarının en mühim adamı tartışmasız Filip Orlik’tir. Daha sonraları Tatarlar ile anlaşamamış, onların başıboşluklarına engel olamamış ve bölgedeki meşruiyetini kaybetmiştir. Selanik’te 1734’de yaşama gözlerini kapatmıştır.

Hem Zaporog Kazakları hem de Tatarlar özünde Türk-Moğol’dan da öte Orta Asya Medeniyetine uygun yaşamayı başarmış ve gittikleri bölgelerde de bunu göstermiş değerli gruplardır. Saygıyla…

Tavsiye Okumalar

Halil İnalcık- Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ( 1300-1600)

Rifat Uçarol- Siyasi Tarih

Tolstoy- Kazaklar

Ntv Tarih- Sayı 29.