Etiketler

, , , , , , , , , , ,


Niccolo Machiavelli (1469-1527), tarihin öğretici sayfalarının ışığı.

Bu çalışmamda Prens’in içerdiği ve kitaptan seçtiğim bölümleri baz alarak Türk Tarihindeki Askerlerden çeşitli örnekler vermeye çalışacağım.

Bölüm VI

Prensin Kendi Yetenekleriyle ve Silahlarıyla Kazanılan Prenslikler

Machiavelli, kendi erdemleriyle bir yere gelenlerin ya da onu derinden etkileyen İtalyan şairlerden Dante’nin izahıyla “Başkasının merdivenini kullanmayan”[1] Prenslerin başarılı olacağını ve kendi silahlarıyla yönetimlerinin diri olacağını söyler. Talih fırsat sunar. Prens kendi erdemleriyle bunu değerlendirir. Bumin Kağan’dan bahsedeceğim: Avar İmparatorluğuna demir döven Uluğ Bumin Kağan kendi gayretiyle Tölişleri yanına çekip Avar İmparatorluğuna karşı durdu. Bu karşı duruşun bir başka sebebi de Avar İmparatoru Anagay’dan kızını istemesi ve verilmemesiydi, reddedilince ve Anagay tarafından aşağılanır bir şekilde “Siz bize demir döven kölelerimiz değil misiniz?” karşılık bulunca bunun üzerine Tumen ya da Bumin Kağan, Çin’den kız ister ve kabul edilir ve bunlar siyasi bir evliliğin tohumlarıdır. Neticede Avar İmparatorluğunun lideri Anagay’ı  mağlup etti hem de çok kesin bir savaşla (intihar ettiği biliniyor)[2] ve o dönemde önemli bir üstünlük göstergesi olan kafatasından kadeh yapmayı hakkı olarak gördü[3] (552). Kendi gücü ile kurduğu ve Tarihte ilk kez Türk adı geçen devleti kurdu ve geliştirdi. 2012 yılı içinde Ötügen civarında yapılan kazılarda 6.yy.a tarihlenen Bizans ve  Sassanidlere ait paralar da bulundu. Bu da gösterir ki devletin ticareti bilinen dünyada önemli bir yerde. Bunların hepsi Bumin Kağan’ca yapıldı.

Bölüm X

Bütün Prensliklerin Güçleri Nasıl Ölçülmeli?

Machiavelli, Prensliğin gücünü kendi ayakları üzerinde durmasına bağlar. Düşmana karşı yardım almamalı. Kaleler yapmalı ancak halkla arasına mesafe koyacak kadar olmamalı. Halkla iç içe olmalı. Böylece her türlü zorluğa karşı gelebilir[4]. Bu bölümde ise örneğim Alaeddin Keykubad( 1220-1237), kardeşinin ardından Sultan olduğunda devletin durumu yeterli düzeyde değildi. Moğol tehlikesinden ötürü (Yanlış anlaşılmasın Cengiz Han değil onun yeri ayrıdır ve yücedir. Moğollar genel olarak O’ndan sonra yollarını şaşırdı) Orta Asya bozkırlarından gelenler devletin nüfusu artıyor. Doğu’da karışıklık had safhada iken gerçekten ilahi bir temas ile Sultan Alaeddin oluyor. Tahta geçişi çok büyük bir olaydır. Türkler’de saçı geleneği olduğundan yapılan kutlamalara katılanların çok zengin olduğu söylenir. İcraatlerinden ilkleri Konya sağındaki  çoğu kaleyi berkitti. Konya’ya bir sur daha çekildi. Ermenilere karşı kazandığı zaferden sonra başkent Konya’ya döndüğünde halk tarafından çok sevildiğinden şehir surlarının dışında karşılandı. Hem de Müslüman olmasına rağmen Hıristiyan toplulukların çoğunluğu arasında şehrine giriş yaptı. Uluğ Keykubad deyince  Celaleddin Karatay akla gelir. En güvendiği adamdır. Keykubad Gök’e ulaşmadan önce yanında olan tek kişidir. Her yıl düzenlenen eğlencelerde kılıç gösterileri yaptığı kişidir. Devlet içinde İranlı etkisine karşı duran değerli bir askerdir. Karatay, Selçuklu halkının teşkil ettiği içinde Harezmli, Ermeni, Rum, Gürcü, Frank, Rus, Kıpçak ve Kürtler’den oluşan birliğin başındaydı[5]. Moğol tehlikesinden uzak 13.yy.da Sultan’ül Azam Keykubad döneminde Anadolu huzur gördü.

Bölüm XII

Paralı Askerler Hakkında

Machiavelli, Paralı askerlerin hepsine karşıdır. Paralı askerlerin çapulculardan farkı olmadığını söyler. Fransızların Tebeşirle ele geçirmesini İtalya’nın paralı askerlerinin korkaklığına bağlar ( Tebeşir ile denir çünkü Fransızların İtalya’da tek yaptığı işin askerlerinin kalacağı evleri tebeşirle işaretlemek olduğu belirtilir). Devletlerin kendi ordusu olması gerektiğini dile getirir. Ordunun başında Prens’in veya Cumhuriyetin başkanı’nın bulunmasını uygun görür.  Ordunun halka dayalı olmasını ister. Bu konuda Machiavelli çok net ifadeler kullansa da genel itibariyle paralı askerlik de değerli bir meslektir. Tarihte Roma Devleti’nde varlığını sürdüren Sarmatlar ve Hunlar vardı. Bu gibi güçlerin Roma yıkılmasına doğru sayılarının 150  bine yaklaştığı bilinir. Roma hududlarını koruyanlardı. Elbette hepsinin ahlaklı olduğu dile getiremesek de görevini layıkıyla yerine getirenler vardır. Çünkü 15 yıl boyunca kazasız bir görev icra ederlerse ailelerinin yanına dönebileceklerdi. Benim asıl üzerinde duracağım örnek ise Ksenophon’un( İÖ 5.yy.) Yunan paralı askerleriyle komutan olarak katıldığı ve Pers iç savaşında yanlarında olan İskitler’dir. Ksenophon, İskit paralı okçuları yunan hoplitlerinin yanında savaştığını ve oklarının hiç şaşmadığını iletir[6]. Paralı askerler aslında özeldirler. Acımasız olabilirler. Kolayca taraf değiştirebilirler. Bunun sebebi ve Machiavelli’nin de kaçırdığı bir şey varsa o da bu askerlerin hepsinin ya ailesi yoktur ya da uzaktırlar onlardan. Tek bildikleri yuva Ordudur.

Bölüm XIII

Yardımcı Ordular Hakkında

Machiavelli, yardımcı ordunun tehlikeli olabileceğini dile getirir. Çünkü bu ordunun desteğiyle kazansanız da kaybetseniz de yenilgi almış olursunuz. Sebebiyse yenerseniz onun sayesinde kazandığınız gibi bir durum belirir. Yenilirseniz zaten yenilmişsinizdir. Burada sözünü edeceğim Yardımcı Ordulardan Kırım Tatarları’dır. Osmanlıların dizginleyemediği Tatarlar. Öncelikle saygı duyulması gerekir. Türklere ellerinde geldikçe yardım ettiler. Ancak karizmalarını kötüleştiren bir savaş varsa o da Viyana Kuşatması’dır (1683). Burada Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ki 17.yy.da Osmanlı’nın da hayal kurduğunu projeleri olduğunu gösterdiği için önemli olan bu değerli komutanı ortada bıraktılar. 12 Eylül 1683 çarpışmalarında Osmanlı güçleri zorlanmasında en büyük hata onlarındı. Sobieski’nin geleceği Viyana’nın Kuzeydoğusundaki köprüleri boş bıraktılar. Sebebi ise Mustafa Paşa’nın ukala hareketleri olduğu için Murad Giray’ı çadırında tartaklamasıdır. Böyle dile getirenler olsa da olayın aslı Mustafa Paşa’nın sürekli yağma peşinde olan Giray’ı uyarmasıdır. Giray’ın Sadrazam’a yaklaşmaması gereken mesafeyi aştığı için Paşa’nın tokat attığı bu yüzden de Giray’ın ordusunu Tuna’nın doğusuna geçirdiği bilinir. Sobieski’nin Hüssarları Osmanlıları zor duruma sokarken izlemekle yetindiler. Aralarından bazılarının buna dayanamayıp nehri geçip yardım etmek istemesine de izin vermediği söylenir[7]. Machiavelli’nin dediği gibi yardımcı ordular kullanılacaksa arada mesafe bırakılmalı yoksa şımarıklıklarından devlet zararlı çıkabilir.

Bölüm XIV

Prensin Orduya İlişkin Görevleri

Prens savaş ile uğraşmalı sadece. Devletleri ele geçirmenin ön koşulu savaş sanatını iyi bilmektir. Bedeni ve Aklıyla savaşa hazır olmalıdır. Bedenini sürekli av yaparak ya da savaşarak meşgul etmeli. Aklını ise coğrafyasını tanıma da ve bu coğrafyanın avantajlarından düşmanın saldırabileceği yönlerin tayinine kadar herşeyle zihnini diri tutmalıdır. Türk tarihinden örnek olarak en uygun gördüklerimden Uluğ Kağan Kültigin’dir. 731’de göğe yükselmesine kadar birçok savaşa girmiştir. Kardeşine tahtı emanet ettikten sonra da hem batıda hem de doğuda savaştı. Özellikle Araplara karşı yaptığı akınlarla Arap tarihçilerden de övgü almıştır. Kuteybe’nin saldırılarını bertaraf etmesini bilmiştir[8]. Çin’e karşı yapılan savaşlarında başarılı olmasından ötürü Çinliler bile ona “Yenilmez Savaşçı” demişlerdir.

Bölüm XVIII

Prens Sözlerini Nasıl Tutmalı?

Prens sözünün eri olmalı ancak yeri geldiğinde karşı taraf ahde vefa göstermezse sözünde durmasının bir anlamı yoktur. Bir prensin tilki ve aslandan öğrenecekleri vardır. Tilki tuzakları seçer. Aslan ise kurtları kaçırır. Siyasette bu ikisini örnek almalıdır Prens. Asla sözünden ilk dönen olmamalı. Örneğim Yüce Hakan Attila’dır. Doğu Roma’ya karşı Balkan Seferinden sonra D.Roma ile barış yapılmıştı(447). Ancak 448’de yani daha antlaşmanın mürekkebi kurumadan Attila’nın en sadık adamı Edekon ile suikast gerçekleştirmek istediler. Ancak Edekon olan biteni Attila’ya iletti. Attila suikasti gerçekleştirecek Biglia adlı Romalı soyluyu Hun ordugahının ortasında rezil etti. Ayrıca Doğu Roma İmparatoru Theodosius’a hitaben şu mektubu gönderdi: “Theodosios, Attila gibi, asil bir babanın oğludur. Attila babası Muncuk’tan aldığı asaleti muhafaza etmiş, fakat Theodosios Attila’nın haraçgüzarı olmakla köle durumuna düşmüştür. Theodosios kölelik haysiyetini de koruyamamıştır, çünkü efendisinin canına kıymak istemiştir.” Attila bazıları için barbar ki asla değil sevdiği şehir Roma’yı yok edebilecekken bir zamanlar gezip gördüğü şehre dokunmadı. Böyle birine Nibelungen’deki gibi kahraman denir.

Bölüm XXV

Talihin etkisi ve Ona Karşı Koyabilme

Talih, dişidir. Erdemli kişi ona şekil verebilir, ona sahip olabilir. Ona üstün gelmek isteyen azimli Prens başarılı olabilir. Kaderin yarısı talihse yarısı da insanın kendi yaptıklarıdır. Burada Uluğ Türk Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak gerekir. Eğer talihe boyun eğseydi. Dış güçlerden bir beklentisi olsaydı. Hiçbir şey yapmadan köşesinde otursaydı bugün “Kürt devleti kuracağız”, “Eğer Türk annesi şehide ağlıyorsa Gerilla’ya da ağlayacak” diyenler konuşabiliyorsa veya “Devlet, İmralı ile de görüşebilir.” diyebiliyorsa bunların hepsini en başta çaba harcayan ve en güzeli hayal kuran ve onu gerçekleştiren Atatürk’e borçlusunuz.


[1] Dante, İlahi Komedya Cennet, Çev. Rekin Teksoy, Oğlak Yayınları, 1998, s.799.

[2] Jean Poul Roux, Orta Asya, 2.Baskı, Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2006, 128.

[3] Bahaeddin Ögel, Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişme Çağları, 4.Baskı, Türk Dünyası Araştırma Vakfı, İstanbul, 2001, s.155.

[4] Niccolo Machiavelli, Prens, Çev. Rekin Teksoy, Oğlak Yayınları, İstanbul, 1999, s.120.

[5] Erdoğan Merçil, Müslüman- Türk Devletleri Tarihi, TTK, Ankara, 2011, s.147.

[6] Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, Çev. Oğuz Yarlıgaş, Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2011, s.239.

[7] John Stoye, Viyana Kuşatması, Çev.Derin Türkömer, 2.Baskı, Doğan Kitap, İstanbul, 2004,s.287.

[8] Jean Poul Roux, a.g.e., s.181.

KAYNAKÇA

Allighieri, Dante, İlahi Komedya Cennet, Çev. Rekin Teksoy, Oğlak Yayınları, 1998.

Ksenophon, Anabasis Onbinlerin Dönüşü, Çev. Oğuz Yarlıgaş, Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2011.

Machiavelli, Niccolo, Prens, Çev. Rekin Teksoy, Oğlak Yayınları, İstanbul, 1999.

Merçil, Erdoğan, Müslüman- Türk Devletleri Tarihi, TTK, Ankara, 2011.

Ögel, Bahaeddin, Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişme Çağları, 4.Baskı, Türk Dünyası Araştırma Vakfı, İstanbul, 2001.

Roux, Jean Poul, Orta Asya, 2.Baskı, Kabalcı Yayınları, İstanbul, 2006.

Stoye, John, Viyana Kuşatması, Çev.Derin Türkömer, 2.Baskı, Doğan Kitap, İstanbul, 2004.