Etiketler

, , , , , , ,


Bir zamanlar Suriye’den Mısır’a farklı grupları bir arada toplamayı başarmış bir lider vardı. Elbette o dönemde de bu farklı grupların kendi içinde çekişmeleri mevcuttu. Sultan Pars Bey ya da bilinen adıyla Sultan Baybars bu çekişmeleri en aza indirmiş ve 13.yy.ın hırçın devleti Moğollara karşı durabilmiştir. Ayrıca sürekli Moğolları Müslümanların ve dolayısıyla Memluklerin üzerine gönderen Haçlıları da muazzam bir politik manevrayla def etmesini bilmiştir. Müslümanların gözünde İslamın hilali konumuna gelmiştir.

12.yy.da Selçuklu Sultanlarının başarılarını ayrı bir yerde tutarsak Nureddin Zengi( 1146-1174) anılmaya değerdir. Urfa Haçlı Kontluğuna son vermesine rağmen o dönemde onur sahibi olan Haçlılardan da saygı görmüştür. Önemli bir askerdir eğer bir kalede komutan yoksa saldırmaz. Eğer bir kalede hasta, yaralı varsa saldırmaz. Nureddin Zengi ve Zengiler, Suriye’yi ihya etmişti. Ardından Salahaddin ( 1169-1193) de onun yaptıklarını devam ettirdi ki zaten Nureddin’in öğrencisidir. Zengiler’de Mısır komutanıydı. Ve asıl bahsetmek istediğim Memlukler. Özeldir. Saltanat yoktur. Üstten bir izah yeterli olur: Karadeniz’in kuzeyinden satın alınan Kıpçak ( Kuman) Türkleri, bir süre sonra sapmaya uğramış ve sürekli geri planda kalan liderlerini al aşağı edip kendi devletlerini kurmuşlardır(1250). Bu devlet sadece Türkler’den kurulu değildir. Devletin içinde birçok Arap Emiri de mevcuttur. Yönetimde olmasa da Askeri kanatta vardırlar. Ancak Sultan Baybars’ın yeri ayrıdır. Pars Bey (1223-1277), Moğollara esir düşmüştür. Ailesini bu esaret sürecinde kaybetti. En sonunda Mısır’da satıldı ve Nil nehri üzerindeki Rawza adasında diğer Memluklerle birlikte asker olmaya başladı. Yönetimi ele alan ve  Hacivat- Karagöz ile büyüyen bu adamlar kendi dönemlerinin doğrusunu da yanlışını da biliyorlardı. Pars Bey Memlukler kurulduktan sonra vahşi bir şekilde saldıran Anadolu’yu darmadağın eden Moğolları biliyorlardı. Duyuyorlardı. Bu vahşetin güneye ineceğinden emindiler ki Suriye üzerine doğru bir Moğol kuvveti geldi. Memluk Sultanı Kutuz(1261 ö.) ile ardılı olacak olan Pars Bey, Suriye üzerine harekete geçti. Arap Emirlerinden bazıları Moğolların kelle kulelerinden çekindiklerinden geri dönmek onlarla karşılaşmamak isterler. Bunun üzerine şu cümleleri kurdu: “Ey Müslüman emirleri! Yıllardır beytü’l malın ekmeğini yiyorsunuz ve şimdi de savaşmak istemiyorsunuz. Ben işte gidiyorum. Savaşmak isteyenler benimle gelsin. Kim savaşmak istemezse de o evine dönsün. Allah hepimizi görmektedir. Müslümanların vebali geride kalanların boynunadır.” Savaşı kazanan Memlukler’dir. İslamiyetin hilali konumuna gelen Öncü kuvvetlerin lideri olan Baybars’tır ve tüm Müslümanlardan saygı görür. Birkaç örnek Arap tarihçilerden: Bedreddin el- Ayni, “Moğollara karşı İslamiyeti Türkler kurtamıştır.” demiştir. Abdulfettah Aşur ise Memlukler olmasaydı Doğu’nun bütün İslam devletlerinin Moğol gazabına uğrayacağından bahseder. Suriye’den Mısır’a kadar her yerin harap olacağından söz eder. Nikola Ziyade ise çok uzun bir şekilde Memluklere yer ayırır. Memluklerin Arap dili ve kültürünü koruduğundan bahseder.

Sultan Baybars, Ayn Calut Savaşı’nda ( 3 Eylül 1260) Moğolları ilk kez yenen komutan olmuştur. Bununla da yetinmez. Batının Moğolları Hıristiyanlaştırmaya çalıştığının farkındadır. Bunu önlemeyi başarır. Ayrıca 1270’lerin başındaki Haçlı Seferini onlarla didişmeden bertarafa etmiştir.

Suriye’de ve Coğrafyamızda Huzur

Tekrar Ayn Calut’ a dönersek bunun sonucunda Suriye huzura kavuştu. Sultan Baybars merkez olarak Şam’ı seçmişti. Birçok cami, hastane yaptırdı. Bunların üzerine Anadolu’da devam eden Bizans- Beylikler savaşına da karıştı. Beyliklere özellikle Osmanlılara yardımda bulundu. Bunun için Elbistan seferini icra etti ( 1277). Moğollar, Elbistan Ovasında büyük bir hezimete uğradı. Moğolların komutanlarını dahi kaybettikleri bu savaştan çok etkilendikleri belirtilir. Sultan Baybars Şam’dan Kahire’ye 4 günde haber ulaşmasını sağlayacak posta teşkilatını kurandır. Kahire’de Baybars cami’sini yaptırmıştır. Şam’da türbesinin yanında kendisine ait Zekeriya Medresesi ve kütüphanesi vardır ve hala kullanımdadır. Tıp alanında İbn-i Nefis‘in bilimde ilerlemesine katkı sağlamıştır. Ülkesinde tarımsal faaliyetlerin gelişimine katkı sağlamıştır. Önceki devletlerin kullandığı su yollarını onarttı.

Tarih tekrar eder ve bu tekrarlara bakarak geleceği görmektir tarih. Tarih olana saygı duyup geleceği şekillendirmektir tarih. Sultan Baybars’ı değerli kılan şey bugün yaşadıklarımızdır. O dönemin Batı’sı gene aynı. O dönemin Moğollarının yerine koyabilirsiniz. O dönemin Suriye’si Baybars’dan önce gene bugünkü gibiydi… Farklılaşan birşey yok. Ancak farklılaşması gerekenler var. Bir Sultan Baybars’a bu coğrafya’nın ihtiyacı var.