Etiketler

, , , ,


Cengiz Han’ın kurduğu İmparatorluğun dağıldıktan sonra parçaları bile kendisinden sonra oluşturulan ve etkileşim halinde bulunduğu devletlere katkı sağlamıştır. Çünkü Cengiz İmparatorluğu yalnız Moğollara ait değildir. Asyalı birçok halk da yönetimde etkendir ve Cengiz İmparatorluğu Asya Medeniyetinin gölgesidir. Cengiz’in kurduğu düzeneklerden en önemlisi ve diğer devletleri etkileyen askeri oluşum Kaşik ya da Kaşikten adı verilen devlete yararlı ailelerden oluşturduğu özel atlı birliklerdir. Burada amacım Cengiz Han’ın askeri buluşlarına bir örnek teşkil ettiğini ve Osmanlı Kapıkulu Süvarilerinin temeli olduğunu düşündüğüm Kaşik’ten bahsetmektir.

Kaşik ya da Moğolların Gizli Tarihinde bahsettiği gibi Kaşikten, Orta Asya’da Cengiz tarafından başta Moğol birliği kurulduktan sonra vücuda getirildi (13.yy.başları). Cengiz Han’ın kurduğu bu imparatorluk Moğol soylularından oluşmuyordu. Başta Çin’e karşı daha sonra Çin’de dahil Moğol, Türk ve diğer Asya halkları birleştiren bir oluşumdu. Cengiz Han’da babası Yesugey gibi askeri başarılara göre ordusunda ve devlet yönetimindeki kademelere görevli atıyordu. Bir örnek vermek gerekirse hiçbir akrabalığı olmamasına rağmen en güvendiği adamı ve aynı zamanda en sadık adamı Kaşik birliği içinde de ailesinden üyeler mevcut olan Subutay’dı. Tamamen askeri başarılarıyla Cengiz Han’ın desteğini, sevgisini kazanmıştır. Subutay tarihte görülen en değerli komutanlardandır. Cengiz Han göğe yükseldiğinde baş ucunda olan ve Cengiz’in imparatorluğu emanet ettiği önemli bir liderdir. Cengiz Han’a: ” Seni düşmanlardan keçenin rüzgardan koruduğu gibi koruyacağım.” dediği Moğol tarihçilerce aktarılır. Çin ve Avrupa akınlarında komutandır. Çin ipeğinin kolay delinmediğini, ok yaralarının derinleşmeden bertaraf edilmesini sağladını ve  bunların askerlerin içlerine giydirilmesi gerektiğini söyleyen Subutay’dır. Nitekim Pekin’in düşüşünde bu ipekli gömlekler ordudaki askerlere dağıtılmıştır. İşte Kaşik birliği de Subutay gibi öncelikle sadakat duygusu gelişmiş ve ailesi Cengiz İmparatorluğuna fayda sağlamış ve gönüllü askerlerden oluşmaktaydı. Sayıları hakkında bir açıklamaya rastlamadım ise de en fazla 15 bin gibi bir rakam telaffuz edilebilir. Kaşik birliğine alınanlar  özel bir “Okluk” taşımakla yüceltilirler. Savaş zamanında sarmal düzenli ordugahta Han’ın etrafında bulunurlar. Tam teçhizatlı atlı birliklerdir. Mızrak ve Yay en çok kullandıkları silahlardır. Gürz ve el baltası da kullanımda idi. Bu bilgileri Moğolların Gizli Tarihi adlı eserde görebiliriz.

Kaşik ve Kapıkulu Süvarileri

Osmanlılar ile bağlantısına gelir isek Osmanlılar 14.yy.ın başında kurulduklarında kendilerine ordu yapısı ve içeriği olarak örnek alabilecekleri büyük bir çoğunluğu yabancı askerlere ( Türkler, Katalanlar, Alanlar ve Almogavarlar…) dayanmış Bizans İmparatorluğu askeri olarak Osmanlılara birşey katamazdı. Kaldı ki Bizans’ın en güvendiği sınır birlikleri Akritas’lar bile Türklerdeki Akıncı birliklerinin bir kopyası idi. Osmanlılar Selçukiler’den ise epey bir miras aldılar. Toprak sistemi benzerdir ve Türkmen ( Beglikler de sayılabilir ) kuvvetlerinin idaresi Osmanlılar için Selçukilerden önemli bir tezahürdür . Osmanlı ordu yapısı Kapıkulları ve Eyalet askerleri olmak üzere ikiye ayrılabilir. Kapıkullarının içinde büyük bir bölümü Yeniçeri Teşkilatına mevcuttu ve bunun yanında Yeniçerilikten ayrı olarak Kapıkulu Süvarileri vardı. Kapıkulu Süvarilerinin oluşumu devşirme usulüyle gelen Yeniçeri olan askerlerden farklıydı. İşte tam bu noktada Cengiz İmparatorluğunun  parçalanmasından sonra oluşan İlhanlılar ve ayrıca 14.yy. sonları ve 15.yy. başlarında Timuriler üzerinden Osmanlılara askeri olarak Kaşik’in etkileri görülür ki aslında bu Osmanlıların da Cengiz İmparatorluğu gibi başta dediğim Asya (Doğu) Medeniyetinin bir gölgesinin belirtisidir. Kaşik gibi K.Süvarileri de tamamen devlete hizmet eden askerlerden kayıt ediliyordu, eğitiliyordu ve en başında gönüllü olmaları gerekiyordu. Amaçları Sultanı korumak ve onun yanında savaşmaktı. Sarmal halindeki Osmanlı ordugahında merkezde yer alırlardı. Özel bir “Okluk” taşırlardı. Tam teçhizatlı atlı birliklerdir. Kullandıkları baş silahlar Yay ve Mızraktır. Uzunçarşılı’nın Osmanlı Tarihinde bahsettiği  gürz ve el baltası kullanımı da Kapıkulu Süvarilerinde az da olsa mevcuttu. Kapıkulları arasında Yeniçerilerin onda biri kadardır.

Son olarak şunu söyleyebilirim ki Osmanlılar(Türkler) pratik bir anlayışa sahiptir. Osmanlılar buluşlar yapıyor -Yeniçerilik gibi- uygun bulduğunda da diğer devletlerden kendi kültürel yapısı içinde aktarıma açıktı ve bunu dediğim gibi pratik bir amaç bağlamında yapıyordu.