Ahmet Resmi Efendi’nin Berlin Sefareti (1763-1764) ve 1769 Layihası Işığında Prusya ve Osmanlı Askeriyesi Üzerine Bazı Düşünceler

Etiketler

, ,


Ahmet Resmi Efendi, 1700 tarihinde Resmo/ Girit’te doğdu. Eğitimini İstanbul’da tamamlamış ve Osmanlı devlet büyüklerinin yanında yetişmiştir. Bu sayede kalemiye sınıfına girmiştir. Zaman içerisinde parlayıp farklı görevlerde hizmette bulunmuştur. Ahmet Resmi, özellikle 1759-60 Viyana Sefareti ve 1763-1764 Berlin Sefareti’ndeki izlenimlerini anlattığı eserleriyle ünlenmiştir. Akabinde, 1768-1774 Osmanlı-Rus savaşında cephede bulunmuştur. Cephede kaleme aldığı ve dönemin sadrazamı Halil Paşa’ya sunduğu 13 maddelik layiha oldukça önemlidir (1769). Bu savaş sonunda Küçük Kaynarca Antlaşması’nı imzalayan iki kalemiye mensubundan biriydi. Savaş sonrasında ise 1775-1783 arasında “Hulasatül İtibar”ı yazmıştır. Ahmet Resmi Efendi, 31 Ağustos 1783’te hayatını kaybetmiştir.

 

Güçlü bir devlet olabilmek için çağın gereksinimlerini çok iyi kavrayan, Osmanlıların yaşadığı idari ve askeri sorunlara dair çözüm üreten, ileri görüşlü ve döneminde saygınlık kazanmış mühim bir figür olan Ahmet Resmi Efendi, 19.yy.da girişilecek olan -özellikle askeriyedeki- modernizasyon faaliyetlerinde ilham veren isimlerden biri olacaktır. Bu yazıda [sayfanın kapsamı olan askeri tarihe paralel olarak], özellikle Ahmet Resmi’nin Berlin Sefareti sırasında (1763-1764) Prusya’da şahit olduğu askeri ilerleme ve 1769’da sadrazama sunduğu layiha üzerinde durulacak ve bu konulara dair bazı düşünceler paylaşılacaktır. Ayrıca, Berlin Sefareti işlenirken Ahmet Resmi’yi oldukça etkilediği anlaşılan II. Friedrich (Büyük)’den de bahsedilecektir. Yazıda yer alan bilgilerin detaylarını Virginia Aksan’ın Savaşta Barışta Bir Osmanlı Devlet Adamı Ahmed Resmi Efendi adlı çalışmasında bulabilirsiniz. Ahmet Resmi Efendi’ye dair kaynak bakımından doyurucu, kapsamlı ve öğretici bir şaheserdir.

 

Ahmet Resmi, Berlin’de bulunduğu bir yıllık süre zarfında Prusya ordusunu gözlemleme fırsatına erişmiş ve Prusya kralı II. Friedrich (Büyük)’i yakından tanıma imkanı bulmuştur ki kendisini çok etkilediğini söyleyebiliriz. Aksan’a göre, Ahmet Resmi’nin çizdiği Friedrich figürü Osmanlılar’a örnek olacaktı. Ahmet Resmi’ye göre Friedrich, komutanlarına saygı çerçevesinde yaklaşırdı. Onlara bireysel sorumluluk alma fırsatı verirdi. Disiplinliydi ve ordusunun da bu minvalde olmasını sağladı. Tarihe meraklıydı. İskender ve Timur’u bildiğini ifade etmekteydi. Friedrich, Prusya’yı Yedi Yıl Savaşları’ndan (1756-1763) galip olarak çıkarmayı başarmış ve ordusunu geliştirmişti. Ancak Prusya, sahip olduğu topraklarda yüzyılın sonuna kadar (ve hatta Otto von Bismarck’a kadar) sürekli bir ordu bulundurmaya özen gösterecekti. Çünkü teknoloji ilerledikçe ordular için en önemli kavram “hız” idi. Olası bir saldırıya yerinden karşılık verebilmek elzemdir. Bu noktada, Prusya, merkezden uzaktaki birçok yerleşim yerinde milis güçler oluşturmuştur. Bu oluşumun adı “Landwehr” idi. Evli olmayan gençlerden oluşturulan bu milis güç aslında 20.yy.ın ulusalcı ordularının ilk haliydi. Disiplinli, vatanını seven, dönemin modern askeri eğitimini alan ve gerektiğinde ana orduya monte edilebilen genç Landwehr askerleri Prusya için önemli bir yer tutacaktı. Osmanlı Devleti de Prusyalı Helmuth von Moltke (1800-1891) aracılığıyla Redif Teşkilatı’nı kurarak 19.yy.ın ortalarında milis güçler oluşturmaya çalışacaktır. Ancak Osmanlılar, Redif askerlerini iaşe edemediği için bir süre sonra sistem çöktü ve Balkan Savaşları’ndan sonra teşkilat kaldırılmıştır.

 

Prusya konusunda tüm bu askeri gücün üstünde üç şeyin Resmi Efendi’yi etkilediğini Aksan aracılığıyla hem Berlin Sefaretnamesi’nde hem de 1769 layihasında (bundan sonra Layiha 69) görebilmekteyiz: 1- Prusya ordusunun askeri manevraları, 2- Ordu disiplini  ve 3- Lojistik (İaşe). Sefaretname ve Layiha 69 aracılığıyla bu üç madde ele alınacaktır.

 

1- Prusya ordusunun askeri manevraları

Ordunun manevra kabiliyeti elzemdir. Çünkü bir asker öğrendiğini kollektif olarak tatbik ederse başarılı olur. Bu sebeple, artık 18.yy.da sayıları yüz binleri bulan eli tüfekli askerlerin senkronize olması gerekmiştir. Bunun için de çok fazla pratik yapılması şarttır. Prusya ordusunun erleri, silah tutmayı, doldurmayı, aynı anda üç yöne ateş etmeyi, aynı hatta bozulmadan saf tutabilmeyi, yürümeyi, senkronize bir şekilde hücum edebilmeyi ve geriye gidebilmeyi (ricat) öğreniyorlardı. Talimler gece gündüz sürmekteydi. Genç sancaktarlar aracılığıyla ordu içi iletişim sağlanmaktaydı. Bölükler ayırt edilebilmek için farklı üniformalar giyinmekteydi. Bu madde, Osmanlılar tarafından 19.yy.da Avrupa’daki rakipleri kadar etkin olmasa da uygulanmıştır. Fakat, özellikle 17 ve 18.yy.da ya hiç uygulanmamış ya da emekleme aşamasında kalmıştır. Bunun neticesi olarak da bir çok ağır bozgun yaşanmıştır (Zenta, Kartal Ovası veya Saint Ghottard’da görüldüğü gibi). Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Osmanlı seçkin asker grubu ve bu grupların komutanları Avrupa’dan gelen eğitimcilerle modernizasyonun bir ucundan yakalayabilmiştir. Burada Osmanlı askeriyesinin genç ve bilgiye açık subaylarının da katkısının olduğunu belirtmek gerekir.

 

2- Ordu disiplini 

İkinci sırada olan ordu disiplini manevra ile birlikte düşünülmelidir. Askerlerin birey olarak disiplinize edilmesiyle başlar ve ordu savaş ya da tatbikat için toplandığında faydası görülür. Bilinçli davranabilen asker yetiştirmede ilk dikkate alınması gereken şeydir. Örneğin, Aksan’ın belirttiğine göre, Ahmet Resmi, Prusya ordusunda firarın şiddetle cezalandırıldığını ifade etmektedir. 18.yy.da, Osmanlılar da merkezi otorite bozulmasından dolayı ordu içindeki disiplin kaybolmuştu. Ahmet Resmi, bu duruma dair örnekler vermiştir. Layiha 69’da, 1768-1774 Osmanlı-Rus savaşı sırasında (bundan sonra 68-74 Savaşı) kurulan ordugahta çok fazla insan bulunmaktaydı. Ahmet Resmi, çadırcıları hedef alarak iş yapmadıklarını dile getirmekteydi. Ayrıca, sayılarının fazlalığından yakınmaktaydı. Hazine yük olduklarını söyleyip bu duruma çözüm olarak hiç gelmemelerini tavsiye etmekteydi. Paralel olarak devletin ileri gelenlerini de eleştirip maiyetlerinde sadece işe yarayacak ademleri cepheye getirmesini söylüyordu. Bu sayede tasarruf da yapılmış olacaktı. 18.yy.da Avrupa’daki merkezi orduların sayıları çok yüksek değildi.

 

Layiha 69’da geçen ordu disiplinine dair bir diğer madde de Ahmet Resmi’ye göre, paşaların asker toplamayı becerememesiydi. Cepheye gelene kadar sağdan soldan toplanan askerlerin güzergah üzerinde yağma yaptığını dile getiriyordu. Ahmet Resmi, çözüm olarak paşaların sadece öz maiyetindeki askerlerle sefere katılmasını kafi görüyordu. Bu minvalde olan tımarlılar da hiç olmasa daha iyiydi. Aksan, böylece Ahmet Resmi Efendi’nin Osmanlı ordusundaki düzensiz birliklerin denetim eksikliğinden bahsettiğini ifade etmektedir.

 

Ordudaki disipline dair bir diğer sorun esame listeleriydi. Ahmet Resmi, sipahi ve silahdar ocaklarında defterlerde olandan daha az adam olduğunu, bu durumda bazılarının devletin sırtında yük olduğunu ve haksız kazanç sağladığını ifade etmekteydi. Ahmet Resmi, haksız kazanç sağlayan bu gruba güvenmemekteydi. Çözüm olarak en alttan iki bin askerin seçilip çağın gerektirdiği şartlarda eğitilmesini önerip 2-3 günde bir denetlenerek adeta “yeni bir ordu”nun tarifini yapmaktaydı ki bu yeni ordu birkaç yıl sonra III. Selim tarafından kurulmaya çalışılacaktı. Ahmet Resmi, Layiha 69’da önerdiği yeni ordu sistemini Berlin sefaretinde Prusya ordusunda görmüştü. Muhtemelen buradan esinlendiğini söyleyebiliriz. V. Aksan, esame listeleriyle ilgili Ahmet Resmi’nin bahsediyor olmasını ilginç olarak belirtmektedir. Ahmet Resmi, sadrazama sunduğu Layiha 69’da esame listesinden bahsederek dönemin önemli isimleri olsa da bu tür bir yolsuzluğa karışanları karşısına almış oluyordu.

 

3- Lojistik (İaşe)

Osmanlı ordusunda 17.yy.dan itibaren negatif olarak fark yaratan asıl unsur iaşedir. Diğer eksiklikler bir şekilde halledilmiş ve 20.yy.a kadar devletin yaşaması sağlanmıştır. Fakat, iaşe sorunu Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar devam etti. Roma İmparatorluğu’nun en önemli fonskiyonu yoldur. Ulaşım ve iletişim olmadıktan sonra ordunun ne kadar modernize olduğunun hiçbir önemi kalmaz. Çünkü, devletlerin doğru zamanda doğru noktada olması kendi yaşamları için şarttır. Bu tanıma göre, Prusya’nın örneğin çok erken bir dönemde Landwehr’i kurduğundan bahsetmiştik ki Avrupa’da da ilktir. Prusya, kendi ordusuna bakabilecek sistemi kurabilmişti. Nasıl yaptı ? Kabaca söylersek, ordu pazarını kontrol ederek-denetleyerek ve milis güçleri oluşturarak. Osmanlılar’a gelirsek, ordu zaman içerisinde teknolojik gelişmelere entegre oldu. Ayrıca subay sınıfları da eğitildi, geliştirildi. Fakat iaşe hep sorun olarak kaldı. Bunun nedenlerini kısaca şöyle belirtebiliriz: bireylerin içselleştirip özümseyemediği kendisine ve devletine olan güvensizlik. Bu şartlar altında, Osmanlılar, bireye yatırım yapmadığı/ yapamadığı için iaşe hep bir sorun olarak kaldı. İşte bu noktada, Ahmet Resmi Efendi’nin Layiha 69’u muazzam tespitleri ve sunduğu çözümlerle çok daha önemli hale gelmektedir.

 

Ahmet Resmi Efendi’nin, Aksan’ın belirttiği gibi, en çok yakındığı şey, sefer güzergahındaki köylerin korunmamasıdır. Devlet bu köyleri ya da diğer yerleşim noktalarını korumadığı için az önce sözü edilen disiplinsiz askerler tarafından yağmalandığıdır. Resmi Efendi, çözüm olarak devletin sefer güzergahlarında denetimi arttırıp güvenliği sağlaması gerektiğini belirtmiştir. Bu sayede menzillere güven geleceğini eklemektedir. Layiha 69’da bulunan bir diğer iaşe problemi de atların menzillerde yetersiz olmasıydı ayrıca atlarla birlikle yük hayvanları da suistimal edilmekteydi. Resmi Efendi’ye göre, askerlere, hayvanların sorumluluğu verilmeliydi ve komutanlar tarafından sürekli denetime tabi tutulmalıydı. Resmi Efendi, açıkça orduda bireysel sorumluluğun sürekli olarak altını çizmekteydi ki bu konuda eksiklik 20.yy.a kadar devam edecekti.

 

Ahmet Resmi, Layiha 69’da, sıradan bir asker için en önemli ihtiyacın ekmek ve peksimet olduğunu söylemekteydi. Ancak belirttiğine göre, ikisinde de Osmanlılar sefer güzergahında bireye sorumluluk yüklemediği için ciddi zorluklar yaşamıştır. Menzillerde görülen yağma, yağmaya bağlı korku, korkunun yarattığı mal saklama hep sorun teşkil etmiştir. Mal saklamanın korkudan bağımsız bir nedeni de istifçilikti. Osmanlılar, sefer boyunca bu tip iaşe sorunlarıyla uğraşmak zorundaydı. Ahmet Resmi, 68-74 Savaşı’nda, ekmek yaparken una toprak katıldığını ve bu sebeple birçok askerin öldüğünü ifade etmiştir. Çözüm olarak ekmeğe katılması gereken beyaz unun bir kurala bağlanmasını tavsiye eder. Paralel olarak ekmeğin görünüşünden bile hileli olup olmadığının anlaşılabileceğini vurgulamıştır. Aksan’ın belirttiğine göre, Ahmet Resmi Efendi, açıkça insan bedeninin istismar edilmesini istememekteydi. Önerilerini sıralamaya devam eden Ahmet Resmi, istifçilerin engellenmesini, ordugahta bir muhtesib olmasını istemekteydi. Bu sayede ordugahın pazarı denetlenebilirdi. Menzillerde de denetim sağlanmalıydı.