Açe Sultanlığı’nın Kuruluşu ve İdari Yapısı

Etiketler

, , ,


GİRİŞ

Sumatra Adası’nın kuzeyinde bulunan Açe Bölgesi, hem İslam tarihi açısından hem de Güneydoğu Asya tarihi açısından ciddi önem taşımaktadır. Coğrafi Keşifler’le birlikte bölgedeki askeri, siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal hayat daha çok hareketlenmiştir. Bölge halkı, Hindistan ve Malaya gibi yakın kara topraklarıyla diğer adalardan gelmiş olan insanların oluşturduğu melez bir topluluktur.[1] Ayrıca, Malaka Boğazı’nın girişinde bulunmasından dolayı en az iki bin yıldır İran, Arabistan, Hindistan ve Çin arasındaki deniz ticaretinden önemli derecede etkilenmiş ve kavşak olmuştur.[2]Çalışkan ve cesur olarak[3] tanımlanan Açe halkının, İslamiyet’le yedinci yüzyılda tanıştığı düşünülmekle birlikte[4]İslamiyet’in bölgede yayıldığına dair ilk yazılı belgenin Leran’da bulunan mezar taşı olduğu kabul edilmektedir. Fatıma bint Meymun adlı bir kadına ait olan bu mezar taşının 1082 yılına tarihlendiği belirtilmektedir.[5]

İslamiyet’le birlikte oluşan toplumsal ve bireysel değişim Açe bölgesinde ve tüm Sumatra Adası’nda kurulan devletlerin yapısını belirlemiştir. Sumatra Adası’na 1345-1346’da giden İbn Batuta, Semendra- Pasai Sultanlığı hakkında önemli bilgiler vermektedir. Sultanlığın saray geleneklerinden bahsetmiştir. Dini eğitim ve dini hayat hakkında açıklamalarda bulunmuştur.[6] Açe Sultanlığı ise, 16. yüzyıldan itibaren yükselişe geçmiştir. Aynı yüzyılda bölgede bulunan Portekiz deniz ve kara güçlerinin etkisini kırmayı başarmıştır. Açe Sultanlığı bu sayede altın dönemini yaşamıştır. Katip Çelebi’nin Cihannüma’da belirttiğine göre savaşçı bir millet olan, top dökümünden, kılıç ve mızrak imalinden anlayan Açeliler, 19. ve 20. yüzyıla kadar sömürgeci devletlerle olan mücadelelerini sürdürmüşlerdir. Özellikle 19. yüzyılda cihat için savaş ve ayaklanmalar artış göstermiştir. 20. yüzyılın hemen başında 1903 yılında son Açe Sultanı Tanku Muhammet Davud Hollanda’ya boyun eğmiştir. Bu tarih sonrasında ise idari bakımdan koloni yönetimine bağlı kalınmıştır.[7] Ancak hac ve tahsil için Mekke, Kahire ve Ezher’e giden genç ve çağdaş Müslümanlar ülkelerine geri döndüklerinde modernleşme noktasında ülkelerini geliştirmeye çalışmışlardır.[8]

Bugün ise Açe, Endonezya Eyaleti’nin 29 eyaletinden biridir. Bugün ve tarih boyunca İslam eğitim merkezi olması sebebiyle “Mekke Kapısı” denilmektedir.[9] Daha detaylı olarak ele alacak olursak, İslamiyet, Güneydoğu Asya’ya Açe’den yayılmaya başlamıştır. Bölgenin İslamlaşma süreci gerek burada açılan eğitim kurumları gerekse burada eğitim görüp Güneydoğu Asya’nın farklı noktalarına giden alimlerin sayesinde gelişim göstermiştir.[10] Bu çalışmada, Açe Sultanlığı’nın tarihsel süreçteki serüveni ele alınacaktır. Ayrıca idari yapısı, kültürel, ekonomik ve sosyal faaliyetleri işlenecektir. Çalışmanın amacı ise, Güneydoğu Asya ve İslam tarihi açısından önemli olan Açe Sultanlığı’nın genel hatlarıyla ele alıp kuruluşu, idari yapısı ve sosyo-kültürel hayatı çerçevesinde önemini vurgulamaktır. 

1.1. Açe Sultanlığı’nın Kuruluşu (1496-1903)

Dion Priatma’nın belirttiğine göre Açe Sultanlığı’ndan önce Açe, Kuzey Sumatra’nın üç noktasının bir mil gerisinde Lamuni Krallığı’nın sınırında yer alan önemsiz bir krallıktı. Priatma’ya göre, Lamuni Krallığı ve Açe Sultanlığı arasında bir savaş vardır. Lamuni Kralı Münevver Şah, kendi oğlu ile Açe Sultanı İnayet Şah’ın kızı arasında bir evlilik olmasını istiyordu. Evlilik teklifi bahanesiyle Münevver Şah kendi askerlerini temsilci kılığında Açe’ye gönderdi. Askerler şehri teslim almıştır. Lamuni ve Açe Münevver Şah’ın oğlu Şems Şah tarafından yönetildi. Şems Şah oğlu olan Ali Mughayat Şah’ı İnayet Şah’ın kızı ile evlendirdi.[11] Ali Mughayat Şah, Açe Sultanlığı’nın büyük kurucusu olarak görülse de devleti ilk kurucu kişisi değildi. Ali Mughayat Şah (1514-1530), Açeli yöneticilerin yanısıra alimler ile de istişare ederek Portekiz’e karşı ittifak kurmuştur. Bütün şehir devletlerini birleştirdi. Doya, Pidie ve Pasai’yi 1520’lerde almıştır. [12] Bu tarihten önce Portekiz, 1511 yılında Malaya’yı işgal etmiştir. Portekiz, Pasai üzerinde hakimiyet sağlamıştır. Çin’den gelen çoğu mal Akdeniz’e ve Avrupa’ya gittiği için Malaka Boğazı oldukça önemliydi. 1519 yılında Açe, Portekiz’in boğazdaki gemilerine saldırdı. Kısa özetten de anlaşılacağı gibi 1520’lere gelindiğinde Açe, Sumatra ve çevresindeki Portekiz etkinliğini kırmış oldu. Ayrıca bu yıllarda müslüman tüccarlar çok etkiliydi. Bölgedeki ticari yolların güvenliği için müslüman tüccarlar ve etkili isimler, Hindistan’daki Calicut’tan Güneydoğu Asya’daki Açe’den ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan himaye talep etmişlerdir.[13]

Saiful Umam’ın belirttiğine göre, Sultan Alaaddin Riayat Şah (1539-1571), önemli bir kural koyucuydu. Açe Sultanlığı onun döneminde Malaka bölgesinin en önemli devleti konumuna geldi. Donanmasıyla birlikte Portekiz’i Malaka’da yendi. Alaaddin Riayat, Osmanlılar ile ekonomik, politik ve askeri birliktelik kurmuştur. Sumatra’nın batısında kağıt üretim merkezleri oluşturmuştur. Doğu’da da aynı şekilde pirinç üretim tesisleri inşa ettirmiştir.[14]

Açe Sultanlığı için altın dönem 17. Yüzyıl olmuştur. Her alanda büyük gelişmeler yaşanmıştır. Ticari konularda, uluslararası ilişkilerde ve dini entelektüel alanda gelişim görülmüştür. İskender Muda (1607-1636), seleflerinden güçlü bir devlet miras almıştı. Güneydoğu Asya’da kuvvetli bir otorite teşkil etmeyi başardı. Muda, Türkiye, Batı Avrupa, Arabistan ve İran ile ilişkilerini iyi tutmuştur. Bu sebeple Malaka Boğazı ve Malay Yarımadası’nda üstünlüğünü kurmuştur. Muda, hükümdarların kültürü ve geleneği korumasının gerekliliğini belirtmiştir. Alimleriyse İslam hükümlerinin uygulayıcısı olarak kabul etmiştir. Ayrıca Muda döneminde imar faaliyetlerine de önem verilmiştir. Bu bağlamda, her İslami muhitte cami inşa ettirmiştir. Beytülrahman’da büyük bir üniversite kurdurtmuştur.[15]

18.yüzyıldan 20.yüzyıla kadar Açe Sultanlığı için zor bir dönem yaşanmıştır. Devletin sınırları küçülmüş ve zamanla sömürgeci güçlere esir düşmüştür. 1903’de Hollanda’nın egemenliğine girmiştir. 

1.2. Açe Sultanlığı’nın İdari Yapısı

Adil Yurtkuran’ın belirttiğine göre, Açe Sultanlığı’nda sultanlar, soylular ve alimler adlı üç grup yönetimde etkiliydi. Hiyerarşik bir yapı vardır. Raja olarak bilinen bir sultan bulunmaktaydı. Sultan, yoğun ticari ortamın güvenliğini sağlamaktaydı. Toplumdaki toprak sahiplerinin ve tüccarların desteğini almaktaydı. Toplumda hakim olan bağlayıcı hukuk ise meşruiyetini İslam’dan almaktaydı. Açe Sultanlığı’nda eyalet sistemi mevcuttu. Eyaletin başında ise Ulaebalang denilen sivil ve askeri yönetici bulunuyordu. Devlet yönetimi babadan oğula geçmekteydi. Her dönemin sultanı “Sarakat” adlı bir belge ile yönetimlerini resmiyete döküyordu.[16]

Başkent Banda, Açe’nin merkezini oluşturur. Saray ve etrafındaki yönetim birimlerinin bulunduğu yerin adları ise Dalam veya Kuta Raja idi. Şehrin Doğu, Batı ve güneyinde Sagi veya Sagoe denilen sultana bağlı ancak iç işlerinde bağımsız 3 ayrı yönetim vardı. Sagiler, belli sayıda munkimin birleşimi ile oluşmuş federasyonlardır. Toplumdaki dini işlerde ve İslam hukukundan sorumlu kişilere “teungku” deniliyordu. İslam hukuku ile birlikte sözlü hukuk anlamına gelen “adat” da kullanılıyordu. Köylerde idari yapıyı temsilen köy reisi bulunuyordu. Dini işleri ise köyün imamı yapmaktaydı. Toplumda iki otorite kaynağı bulunmaktaydı. [17]


[1] Numan Kurtulmuş, “Açe”, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 1. Cilt, s. 330.

[2] Mehmet Özay, “Güneydoğu Asya’nın İslam Kültür ve Medeniyetine Katkısı Bağlamında Açe’de Bir Osmanlı Tekkesi: Dayah Tanoh Abee, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 30. Sayı (2006-1), s. 194.

[3] Emine Dingeç, “XVI. Yüzyılda Osmanlı-Açe İlişkileri”, Turkish Studies, 5. Cilt, 1. Sayı (Kış, 2010), s. 958.

[4] Özay, a.g.m., s. 171.

[5] Ayrıca Göksoy’a belirttiğine göre, yedinci yüzyılda bölgeye gelen Abdullah Arif’in sayesinde bölge halkı Müslüman olmuştur; İsmail Hakkı Göksoy, “Endonezya: Ülkede İslamiyet”, Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 11. Cilt, s. 197. 

[6] İsmail Hakkı Göksoy, “İbn Batuta’ya Göre Güneydoğu Asya Ülkeleri”, Dini Araştırmalar, 4. Cilt, 12. Sayı (Ocak-Nisan 2002), s. 54.

[7] Kurtulmuş, a.g.m., s. 330.

[8] Göksoy, a.g.e., s. 200.

[9] Özay, a.g.m., s.193.

[10] Mehmet Özay, “Açe’de Bir Türk Alimi: Baba Davud”, Malatya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi33. Sayı (2007-2), s. 171.

[11] Dion Priatma, 16. Ve 19. Yüzyıllar Arasında Osmanlı ve Açe Sultanlığı İlişkileri, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (Yüksek Lisans Tezi), İstanbul, 2005, ss. 9-10.

[12] Saiful Umam, “Contoversies Surrounding The Aceh’s Sultanahs Understanting Relation Between Islam And Female Leadership”, Journal of Indonesian Islam, 7. Volume, 1. Numero (June, 2013), s. 3.

[13] Priatma, a.g.e., s. 11-12.

[14] Umam, a.g.m., s. 4. 

[15] Özay, a.g.m., s. 178-179.

[16] Adil Yurtkuran, Açe Barış Kapısı, İHH İnsani Yardım Vakfı, 2. Baskı, İstanbul, 2009, s. 58.

[17] Adil Yurtkuran, a.g.e., s. 59.